
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

AK Parti Grup Başkan Vekili Leyla Şahin Usta, kasten öldürme ve ağırlaştırılmış yaralama suçlarında 15-18 yaş grubuna yaş indirimi uygulanmaksızın müebbet hapis cezası verilebileceğini duyurdu.
AK Parti Grup Başkan Vekili Leyla Şahin Usta, kamuoyunda geniş yankı uyandıran bir yasal düzenleme hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Usta, özellikle kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaştırılmış yaralama suçlarını işleyen 15-18 yaş grubundaki bireyler için ceza infaz sisteminde köklü bir değişikliğe gidilebileceğini belirtti. Yapılan açıklamaya göre, belirli şartların oluşması durumunda, bu yaş grubundaki sanıklara sağlanan mevcut yaş indirimi mekanizması devre dışı bırakılabilecek.
Türk Ceza Kanunu’nda yer alan mevcut düzenlemeler, 15-18 yaş arasındaki suça sürüklenen çocuklara, işledikleri fiil ne olursa olsun belirli oranlarda ceza indirimi uygulanmasını öngörüyor. Ancak son dönemde artan şiddet içerikli suçlar, yasa koyucuları bu sistemi yeniden değerlendirmeye zorladı. Yeni düzenleme önerisi, suçun niteliği ve işleniş biçimine odaklanarak, toplum vicdanını yaralayan ağır suçlarda cezasızlık algısını ortadan kaldırmayı hedefliyor.
Düzenlemenin yasalaşması halinde, mahkemeler 15-18 yaş grubundaki sanıklar hakkında hüküm kurarken, suçun işleniş biçimini ve vahametini ön planda tutacak. Eğer eylem kasten öldürme veya ağırlaştırılmış yaralama kategorisine giriyorsa, sanık hakkında yaş indirimi uygulanmadan müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmedilebilecek. Bu yaklaşım, hukuk dünyasında 'suçun ağırlığına göre ceza' prensibinin çocuk yargılamalarına yansıtılması olarak yorumlanıyor.
Uzmanlar, bu tür bir düzenlemenin çocuk hakları sözleşmeleri ve uluslararası hukuk standartları ile uyumlu olup olmayacağı konusunda farklı görüşlere sahip. Ceza hukukçuları, çocukların gelişimsel süreçlerinin ceza miktarında belirleyici olması gerektiğini savunurken, bazı hukukçular ise mağdur haklarının korunması adına caydırıcılığın artırılmasının şart olduğunu belirtiyor. Türkiye’deki ceza infaz sistemi, uzun yıllardır rehabilitasyon odaklı bir yaklaşımı benimsemiş olsa da, şiddet suçlarındaki artış bu eğilimi güvenlik odaklı bir modele doğru kaydırıyor.
Toplumun geniş bir kesimi, özellikle çocukların karıştığı şiddet olaylarının artmasından duyduğu endişeyi dile getiriyor. Geçmiş yıllarda benzer tartışmalar, suç işleme yaşının düşmesi ve organize suç örgütlerinin çocukları kullanması gibi vakalarla yeniden alevlenmişti. Bu düzenleme, devletin suça karşı daha sert bir tutum sergilemesi yönündeki toplumsal taleplere bir yanıt niteliği taşıyor.
Yasalaşması beklenen bu düzenlemenin, önümüzdeki dönemde cezaevlerindeki çocuk hükümlü sayısını ve suç oranlarını nasıl etkileyeceği merak konusu. Uzmanlar, sadece cezaları ağırlaştırmanın tek başına yeterli olmayacağını, çocukların suça sürüklenmesini engelleyecek sosyal politikaların da eş zamanlı olarak hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor. Düzenlemenin yürürlüğe girmesiyle birlikte, yargı paketlerinde çocuk yargılamalarına dair köklü bir paradigma değişikliği yaşanması bekleniyor.
Özetle, 15-18 yaş grubuna yönelik bu yeni ceza düzenlemesi, Türkiye’nin adalet sisteminde adaletin tesisi ve caydırıcılık dengesini yeniden kurmayı amaçlıyor. Tartışmaların merkezinde yer alan bu konu, hem hukukçuların hem de çocuk hakları savunucularının gündeminde kalmaya devam edecek. Yasama organının atacağı adımlar, gelecekteki yargı pratiklerine doğrudan yön verecek.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.