
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

17 Ağustos 1999 Gölcük depreminde deniz heyelanıyla sulara gömülen Değirmendere sahilinin 27 yıl sonraki durumu görüntülendi. NTV ekibi, batık şehre dalarak su altındaki yapıların son halini belgeledi.
17 Ağustos 1999 tarihinde gerçekleşen ve Türkiye'nin yakın tarihini derinden etkileyen Gölcük depremi, sadece kara üzerindeki yapıları değil, coğrafi yapıyı da kökten değiştirdi. Kocaeli'nin Değirmendere ilçesinde meydana gelen büyük deniz heyelanı sonucu, sahil şeridinin önemli bir kısmı sular altında kaldı. Aradan geçen 27 yılın ardından, NTV ekibinden Ali Ablay, su altındaki bu 'batık şehri' görüntüleyerek felaketin yıkıcı izlerini bir kez daha gözler önüne serdi.
Deprem anında yaşanan zemin sıvılaşması, Değirmendere sahilindeki binaların ve sosyal tesislerin büyük bir kısmının denize doğru kaymasına neden olmuştu. O dönemde çekilen görüntüler, bölgenin ne kadar büyük bir coğrafi değişim yaşadığını kanıtlıyordu. Bugün yapılan dalışlarda, suyun altında kalan çay bahçeleri, evler ve parklara ait kalıntıların hala yerinde olduğu ancak deniz ekosistemiyle bütünleştiği gözlemleniyor. Su altındaki yapılar, artık deniz canlılarına ev sahipliği yapan birer yapay resif işlevi görüyor.
Jeologlar, Değirmendere'de yaşanan bu durumu 'denizaltı heyelanı' olarak tanımlıyor ve bölgenin jeolojik yapısının depremle birlikte nasıl dengesini kaybettiğini vurguluyorlar. 1999'daki sarsıntı, sahil şeridinin altındaki gevşek tortul tabakaların denize doğru akmasına yol açtı. Uzmanlar, bu tür olayların sahil bölgelerinde yapılaşma kararları alınırken ne kadar hayati bir veri teşkil ettiğini her fırsatta hatırlatıyor. Batık şehir, aynı zamanda sismik hareketliliğin deniz tabanında yarattığı tahribatın en somut örneklerinden biri olarak kabul ediliyor.
Gölcük depremi, Türkiye'de yapı denetim ve imar mevzuatında büyük bir kırılma noktası oldu. Felaket öncesinde sahil şeridinde yer alan yapıların güvenliği, depremle birlikte ciddi bir tartışma konusu haline geldi. Bugün bölgede yapılan incelemeler, sadece estetik veya tarihi bir merak değil, aynı zamanda geçmişin hatalarından ders çıkarma çabası olarak görülüyor. Değirmendere sakinleri için bu batık alan, hem kaybedilen yakınların anısını hem de deprem gerçeğinin acı bir hatırasını taşıyor.
Gelecekte, su altındaki bu kalıntıların korunması veya bölgenin deniz biyolojisi açısından bir araştırma sahası olarak değerlendirilmesi gündeme gelebilir. Ancak en büyük beklenti, bu görüntülerin toplumsal hafızayı diri tutarak, afetlere karşı daha dirençli şehirler kurma bilincini artırmasıdır. Sualtı arkeolojisi ve jeoloji uzmanları, batık bölgenin düzenli olarak izlenmesinin, bölgedeki deniz tabanı değişimlerini anlamak için önemli veriler sunabileceğini belirtiyor.
27 yılın ardından sulara gömülen Değirmendere, sadece bir felaketin değil, aynı zamanda Türkiye'nin depremle imtihanının da bir belgesi konumunda. NTV ekibinin gerçekleştirdiği bu çalışma, geçmişe ışık tutarken gelecekteki afet yönetimi için de önemli bir hatırlatıcı görevini üstleniyor. Doğanın gücü ve insan yapılarının kırılganlığı, bu görüntülerde bir kez daha sessiz ama etkileyici bir şekilde bir araya geliyor.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.