
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

ABD ordusu, Ürdün'deki üslerine düzenlenen ve iki Amerikan askerinin hayatını kaybettiği saldırıya yanıt olarak İran destekli grupları hedef alan hava operasyonları başlattığını duyurdu. Operasyonun, bölgedeki güvenlik dengelerini yeniden şekillendirmesi bekleniyor.
ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), Ürdün'ün kuzeydoğusunda yer alan ve 'Kule 22' olarak bilinen üsse düzenlenen saldırının ardından, Orta Doğu'daki askeri varlığına yönelik tehditlere karşı misilleme operasyonlarını başlattığını açıkladı. Pentagon kaynaklarından alınan bilgilere göre, söz konusu hava harekatı, özellikle İran Devrim Muhafızları Ordusu'na bağlı Kudüs Gücü ve onlarla bağlantılı olan milis grupların lojistik ve askeri altyapılarını hedef alıyor. Bu saldırılar, bölgedeki Amerikan askeri varlığına karşı son aylarda artan insansız hava aracı ve roket saldırılarına verilen en kapsamlı yanıt olarak değerlendiriliyor.
Yapılan resmi açıklamalara göre, hava saldırıları Irak ve Suriye topraklarında bulunan komuta kontrol merkezlerini, istihbarat toplama noktalarını ve mühimmat depolarını kapsıyor. Operasyonların hassas güdümlü mühimmatlarla gerçekleştirildiği ve sivil kayıpları önlemek adına geniş çaplı bir istihbarat çalışmasının ardından hedeflerin belirlendiği ifade edildi. ABD askeri yetkilileri, bu harekatın bir kerelik bir eylem olmadığını, bölgedeki caydırıcılığı yeniden tesis etmeyi amaçlayan stratejik bir kararın parçası olduğunu vurguluyor. Operasyonun özellikle İran'ın bölgedeki vekil güçlerine sağladığı lojistik desteği sekteye uğratması hedefleniyor.
Bölgedeki güvenlik durumu, geçtiğimiz haftalarda Ürdün'de yaşanan trajik saldırı sonrası kritik bir eşiğe ulaşmıştı. İki Amerikan askerinin ölümü ve çok sayıda personelin yaralanması, Washington üzerindeki iç siyasi baskıyı artırırken, Beyaz Saray'ı 'orantılı ancak etkili' bir cevap verme zorunluluğuyla karşı karşıya bıraktı. Analistler, bu saldırıların sadece birer tepki değil, aynı zamanda İran'ın bölgesel vekil güçleri üzerinden yürüttüğü 'gölge savaşının' bir sonucu olduğunu savunuyor. Geçtiğimiz yıllarda bölgede yaşanan benzer gerilimler, genellikle kısa süreli çatışmalarla sınırlı kalsa da, bu kez kapsamın daha geniş olması dikkat çekiyor.
İran tarafı ise bu saldırıları Amerikan emperyalizminin bir parçası olarak nitelendirerek, kendi egemenliklerine ve bölgedeki müttefiklerine yönelik bir saldırı olarak tanımlıyor. Uluslararası gözlemciler, Washington ve Tahran arasındaki bu karşılıklı hamlelerin, bölgedeki diğer aktörleri de çatışma alanına çekebileceğinden endişe ediyor. Özellikle Irak ve Suriye hükümetlerinin toprak bütünlüğü ve egemenlik hakları üzerindeki tartışmalar, operasyonların diplomatik maliyetini de beraberinde getiriyor. Bölge uzmanları, bu tür operasyonların sahadaki durumu geçici olarak yatıştırsa da, uzun vadede köklü bir çözüm üretmekten uzak olduğunu belirtiyor.
Önümüzdeki günlerde yaşanacak gelişmelerin, bölgedeki gerilimin genel bir çatışmaya dönüşüp dönüşmeyeceğini belirlemesi bekleniyor. ABD'nin askeri varlığını koruma konusundaki kararlılığı ile İran'ın vekil güçleri üzerinden sürdürdüğü stratejinin yarattığı bu diyalogsuzluk ortamı, diplomatik kanalların daralmasına yol açıyor. Eğer taraflar arasında bir 'sözlü ateşkes' veya arabuluculuk yoluyla bir yumuşama sağlanamazsa, Orta Doğu'daki askeri hareketliliğin artarak devam edeceği tahmin ediliyor. Bu durumun hem enerji arz güvenliğini hem de genel bölgesel istikrarı doğrudan etkileyeceği öngörülüyor.
Özetle, ABD'nin İran bağlantılı gruplara yönelik başlattığı hava harekatı, Orta Doğu'da uzun süredir biriken gerilimin bir dışavurumu niteliğinde. Askeri bir zorunluluk olarak sunulan bu operasyonlar, beraberinde ciddi jeopolitik riskleri de getiriyor. Tarafların atacağı bir sonraki adımın, bölgenin geleceği üzerinde belirleyici bir etkisi olacağı aşikardır. Uluslararası toplum ise bu kritik süreçte gerilimin tırmanmaması için diplomasi çağrılarını yinelemeye devam ediyor.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.