
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Almanya'da yapılan kapsamlı bir anket, halkın yüzde 70'inin ordunun olası bir saldırı karşısında ülkeyi savunabileceğine inanmadığını ortaya koydu. Ukrayna'daki savaşın ardından savunma stratejilerini yeniden gözden geçiren Berlin, ordunun kapasitesini artırmak için ciddi adımlar atıyor.
Almanya’da son dönemde gerçekleştirilen kapsamlı bir kamuoyu araştırması, ülkenin savunma kapasitesine yönelik toplumsal güvenin oldukça düşük seviyelerde seyrettiğini ortaya koydu. Ankete katılanların yüzde 70’i, Bundeswehr olarak bilinen Alman ordusunun olası bir askeri tehdit veya saldırı karşısında ülkeyi etkili bir şekilde koruyabileceğine inanmadığını belirtti. Bu veri, özellikle Soğuk Savaş sonrası dönemde savunma harcamalarını kısıtlı tutan Almanya’nın, değişen jeopolitik dengeler karşısında yaşadığı güvensizlik krizini gözler önüne seriyor.
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından Almanya, uzun yıllar boyunca pasifist bir dış politika izlemiş ve savunma harcamalarını asgari düzeyde tutmuştu. Ancak 2022 yılında Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik başlattığı askeri harekat, Alman savunma doktrininde bir kırılma noktası yarattı. Başbakan Olaf Scholz’un “Zeitenwende” (çağ değişimi) olarak nitelendirdiği bu süreçte, savunma bütçesine 100 milyar euroluk devasa bir ek fon ayrıldı. Buna rağmen, ordunun yıllardır süregelen ekipman eksikliği, modernizasyon sorunları ve lojistik aksaklıklar, halkın orduya olan güvenini zedeleyen temel unsurlar olarak öne çıkıyor.
Uzmanlar, Alman ordusunun yıllar süren ihmalinin bir gecede giderilemeyeceği konusunda hemfikir. Envanterdeki birçok zırhlı aracın, uçağın ve denizaltının bakım onarım süreçlerindeki yavaşlık, ordunun operasyonel hızını ciddi şekilde kısıtlıyor. Berlin hükümeti, asker sayısını 203 bin seviyesine çıkarmayı hedeflerken, personel alımındaki zorluklar ve genç kuşakların orduda görev yapma konusundaki isteksizliği de savunma stratejilerinin önündeki bir diğer engel olarak duruyor.
Avrupa'nın en büyük ekonomisi olan Almanya, aynı zamanda NATO'nun Avrupa'daki en kritik bileşenlerinden biri konumunda. Rusya ile yaşanan gerilimin Avrupa güvenliği üzerindeki doğrudan etkisi, Almanya'nın sadece kendi sınırlarını değil, aynı zamanda müttefiklerinin de güvenliğini sağlama sorumluluğunu beraberinde getiriyor. Uzman görüşleri, Almanya’nın savunma kapasitesini modernize etmesinin sadece bir tercih değil, Avrupa Birliği’nin güvenlik mimarisinin geleceği için bir zorunluluk olduğuna işaret ediyor.
Gelecek dönemde hükümetin atacağı adımlar, halkın güvenlik algısını doğrudan etkileyecektir. Şeffaf bir modernizasyon süreci, orduya yapılacak yatırımların somut sonuçlar vermesi ve savunma sanayiindeki teknolojik atılımlar, güveni tazelemek için kritik öneme sahip. Eğer Almanya, savunma kapasitesini Avrupa standartlarına uygun bir hızla modernize edemezse, sadece halk nezdinde değil, uluslararası arenada da müttefikleri karşısında zor bir konumda kalabilir.
Özetle, Almanya savunma alanında büyük bir dönüşüm süreci içerisindeyken, halkın orduya olan güvensizliği yönetilmesi gereken ciddi bir siyasi ve sosyal mesele olarak varlığını sürdürüyor. Modernizasyon, bütçe artışı ve yeniden yapılanma süreçleri, ordunun caydırıcılığını artırmayı hedeflese de, bu çabaların toplumsal karşılığı zaman alacak gibi görünüyor.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.