
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi'nin yeniden cami statüsüne kavuşarak ibadete açılmasının yıl dönümünü bir mesajla kutladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi'nin 24 Temmuz 2020 tarihinde yeniden ibadete açılmasının yıl dönümü vesilesiyle bir mesaj yayımladı. Erdoğan, mesajında bu kararın Türk ve İslam dünyası için taşıdığı manevi öneme vurgu yaparak, "Ayasofya'nın dirilişi mübarek olsun" ifadelerini kullandı. Bu gelişme, Türkiye'nin kültürel ve dini mirasına sahip çıkma iradesinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.
Ayasofya, sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda dünya mimarlık tarihinin en önemli eserlerinden biri olarak kabul ediliyor. Yeniden açılış sürecinden bu yana geçen yıllar içerisinde, yapının hem ibadet işlevini sürdürmesi hem de tarihi dokusunun korunması için çeşitli restorasyon çalışmaları yürütüldü. Kültür ve Turizm Bakanlığı denetiminde devam eden bu çalışmalar, yapının gelecek nesillere daha sağlam bir şekilde aktarılmasını hedefliyor. Uzmanlar, yapının statüsü değişse bile UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki yerinin korunmasının, uluslararası standartlarda bir yönetim gerektirdiğini belirtiyor.
Ayasofya'nın cami vasfına dönmesi, Türkiye'de uzun yıllardır devam eden bir tartışmanın da nihayete ermesi anlamına geliyordu. 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararının Danıştay tarafından iptal edilmesinin ardından atılan bu adım, toplumsal hafızada önemli bir kırılma noktası olarak görülüyor. Pek çok siyasi analist, bu kararın Türkiye'nin kendi egemenlik haklarını kullanma konusundaki kararlılığının bir tezahürü olduğunu ve halk nezdinde geniş bir karşılık bulduğunu ifade ediyor.
Ayasofya-i Kebir Camii Şerifi, açıldığı günden bu yana hem yerli hem de yabancı turistlerin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor. İbadet saatleri dışında ziyaretçilere açık olan yapı, İstanbul turizminin en merkezi noktalarından biri olmayı sürdürüyor. Turizm uzmanları, bu dengeyi korumanın hem dini hassasiyetler hem de kültürel tanıtım açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguluyor. Gerekli düzenlemelerle ziyaretçi akışının yönetilmesi, yapının tarihi dokusunun zarar görmemesi adına kritik bir rol oynuyor.
Önümüzdeki süreçte, Ayasofya'nın çevresindeki tarihi alanların da düzenlenmesi ve İstanbul'un tarihi yarımada dokusunun daha görünür kılınması hedefleniyor. Yapılan çalışmaların, şehrin kadim kimliğini güçlendireceği ve kültürel mirasın korunması konusundaki farkındalığı artıracağı öngörülüyor. Ayasofya, sembolik gücüyle Türkiye'nin tarihsel sürekliliğini temsil eden en güçlü nişanelerden biri olmaya devam edecek.
Sonuç olarak Ayasofya'nın yeniden ibadete açılması, hem Türkiye'nin iç siyasetinde hem de uluslararası alanda geniş yankı uyandıran bir gelişme oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajı, bu sürecin toplumsal hafızadaki yerini tazelerken, yapının korunmasına verilen önemi de bir kez daha hatırlattı.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.