
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 15 Temmuz darbe girişiminin devlet ve milletin omuz omuza verdiği tarihi bir zafer olduğunu belirterek, 40 yıllık sızma girişiminin tek gecede boşa çıkarıldığını vurguladı.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 15 Temmuz darbe girişiminin yıl dönümü vesilesiyle yaptığı değerlendirmelerde, o gece yaşananları devletin bekasına yönelik en büyük tehditlerden biri olarak nitelendirdi. Bakan Uraloğlu, 15 Temmuz'u sadece bir darbe girişimi değil, aynı zamanda 40 yıllık bir sızma ve yapılandırma sürecinin millet iradesi karşısında bozguna uğratıldığı bir dönüm noktası olarak tanımladı. Devletin tüm kademelerinde gizli bir ajanda ile hareket eden yapıların, o gece milletin kararlı duruşu karşısında başarısız olduğunu ifade etti.
Uraloğlu, 15 Temmuz gecesinin demokrasi tarihine tanka, tüfeğe, helikoptere ve F-16'lara karşı kazanılmış bir zafer olarak geçtiğini belirtti. Devlet ve milletin omuz omuza vererek sergilediği bu işbirliğinin, Türkiye'nin demokratik değerlerine sahip çıkma konusundaki kararlılığını dünyaya gösterdiğini ifade etti. Bakan, bu süreçte sivil toplumun ve vatandaşların bireysel inisiyatiflerinin, darbeci zihniyetin hesaplarını altüst ettiğini vurguladı.
Türkiye'nin geçmiş on yıllarında kamu kurumlarına yönelik sızma girişimlerinin, devletin işleyişini yavaşlattığı ve milli irade üzerinde bir vesayet oluşturduğu tarihçiler tarafından sıkça dile getirilmektedir. Özellikle 2000'li yıllardan itibaren bu yapıların devletin kılcal damarlarına yerleşme çabası, 15 Temmuz öncesinde bir hazırlık süreci olarak değerlendiriliyor. Uraloğlu'nun ifadeleri, bu sızmanın ulaştığı boyutun ne kadar tehlikeli olduğunu ve 15 Temmuz gecesinin bu tehdidi kökünden kazımak için kritik bir eşik olduğunu ortaya koyuyor.
15 Temmuz'un ardından Türk devlet kurumlarında kapsamlı bir yeniden yapılanma ve denetim süreci başlatıldı. Bu süreç, kurumların liyakat esaslı bir yapıya kavuşturulması ve dışarıdan müdahalelere karşı korunaklı hale getirilmesi hedefini taşıyordu. Bakan Uraloğlu, bu reformların devletin güvenliğini sağlamlaştırdığını ve benzer bir tehdidin bir daha tekrarlanmaması için gerekli kurumsal mekanizmaların oluşturulduğunu belirtti.
15 Temmuz'un yaşattığı tecrübe, Türkiye'nin güvenlik stratejilerinde kalıcı değişikliklere yol açtı. Gelecek projeksiyonlarında, devletin sivil denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve toplumsal hafızanın canlı tutulması öncelikli hedefler arasında yer alıyor. Uraloğlu, bu bilincin gelecek nesillere aktarılmasının, demokratik istikrarın sürdürülebilirliği için hayati önem taşıdığını ifade ediyor.
Sonuç olarak, 15 Temmuz sadece bir güvenlik meselesi değil, milletin iradesine sahip çıkma iradesinin bir göstergesidir. Bakan Uraloğlu'nun vurguladığı gibi, 40 yıllık bir hazırlığın bir gecede boşa çıkarılması, demokrasinin gücünü ve milletin devletiyle olan sarsılmaz bağını simgelemektedir. Bu tarihi olay, Türkiye'nin demokrasi yolculuğunda önemli bir ders olarak kalmaya devam edecektir.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.