
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Batı Şeria'nın Nablus kenti yakınlarında Filistinli ailelerin evlerine yönelik baskınlar artıyor. Bir Filistinli vatandaş, evine girilerek kendisine şiddet uygulandığını ve ailesinin rehin tutulduğunu bildirdi.
İşgal altındaki Batı Şeria’da, Filistinli ailelerin evlerine yönelik saldırıların artması bölgedeki gerilimi tırmandırıyor. Nablus’un güneyindeki Kusra beldesinde yaşayan İbrahim Fevzi, evine giren bir grup saldırgan tarafından fiziksel şiddete maruz kaldığını açıkladı. Fevzi, yaşadığı dehşet anlarını anlatırken, saldırganların evine zorla girdiğini, boğazını sıkarak kendisine saldırdığını ve eşiyle çocuklarını bir odaya kilitleyerek rehin aldığını belirtti. Bu olay, bölgedeki sivil halkın güvenliğinin ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Filistin topraklarını gasbeden grupların evlere yönelik bu tür saldırıları, bölgedeki yerleşimci şiddetinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Mağdurlar, güvenlik güçlerinin çoğu zaman bu saldırılara müdahale etmediğini veya geç kaldığını ifade ediyor. İbrahim Fevzi’nin yaşadığı gibi ev içindeki mahremiyetin ihlal edilmesi, bölgedeki Filistinli aileler üzerinde ciddi bir psikolojik baskı oluşturuyor. Yerel kaynaklar, bu tür baskınların sistematik bir hale gelmesinden ve toplumsal huzuru bozmasından endişe duyuyor.
Uluslararası insan hakları örgütleri, Batı Şeria’da sivillere yönelik bu tür saldırıları kınayan raporlar yayınlamaya devam ediyor. Ancak, sahadaki durumun değişmemesi ve saldırıların artarak sürmesi, uluslararası toplumun baskı mekanizmalarının yetersiz kaldığını gösteriyor. Filistinli aileler, evlerinin güvenliğini sağlamak için herhangi bir korumadan yoksun olduklarını ve her an bir saldırıyla karşı karşıya kalma korkusuyla yaşadıklarını belirtiyor. Bu durum, temel insan haklarından olan 'konut dokunulmazlığı' ve 'yaşam hakkı'nın ihlali olarak kayıtlara geçiyor.
Batı Şeria’da yerleşimci faaliyetleri ve Filistinli ailelere yönelik baskınlar, on yıllardır devam eden bir sorunun yansımasıdır. Geçmişte yaşanan çok sayıda benzer olay, bölgedeki huzursuzluğu besleyen ana kaynaklardan biri haline geldi. Bölgedeki mevcut siyasi iklim, bu tür saldırıların cezasız kalmasına neden olduğu iddiasıyla eleştiriliyor. İstatistikler, son yıllarda yerleşimci şiddetinin sadece fiziksel saldırı değil, aynı zamanda tarım arazilerine zarar verme ve mülke el koyma şeklinde de arttığını gösteriyor.
Bu tür saldırıların sürmesi, bölgedeki barış umutlarını daha da zayıflatıyor. Uzmanlar, eğer güvenlik önlemleri artırılmaz ve bu tür saldırgan eylemler engellenmezse, bölgedeki toplumsal çatışmanın derinleşebileceği uyarısında bulunuyor. Filistinli ailelerin kendi topraklarında güvende hissetmemesi, uzun vadede bölgedeki demografik ve siyasi yapıyı daha da karmaşık hale getirecek. Uluslararası toplumun, taraflar arasındaki bu adaletsiz durumu gidermek için daha somut adımlar atması bekleniyor.
İbrahim Fevzi'nin yaşadığı olay, Batı Şeria’daki Filistinli ailelerin günlük hayatta karşı karşıya kaldığı tehlikelerin küçük bir yansımasıdır. Bir ailenin evinde güven içinde yaşama hakkı, her türlü siyasi tartışmanın ötesinde korunması gereken temel bir haktır. Saldırıların durdurulması ve faillerin hesap vermesi, bölgede huzurun sağlanması adına atılması gereken ilk adımdır.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.