
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

İsrail ordusunun Batı Şeria'nın Kusra beldesinde 16 Filistinli ailenin evini zorla tahliye ederek el koyduğu bildirildi. Bölge yönetimi, bu adımın uluslararası hukuka aykırı olduğunu vurguladı.
Filistin topraklarında artan gerilim, Batı Şeria'nın Kusra beldesinde yeni bir insani krizle derinleşti. Kusra Belediye Başkanı Abdülazim el-Vadi'nin yaptığı resmi açıklamaya göre, İsrail ordusu bölgedeki 16 konuta ani bir baskın düzenleyerek Filistinli aileleri evlerinden zorla çıkardı. Bölge sakinleri, hiçbir yasal dayanak olmaksızın mülklerine el konulduğunu belirterek uluslararası toplumdan acil yardım çağrısında bulundu.
İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da uyguladığı yerleşim politikaları, bölgedeki demografik yapıyı değiştirme hedefi taşıdığı gerekçesiyle sıkça eleştiriliyor. Kusra beldesi, özellikle yasa dışı yerleşim birimlerinin genişleme sahasında kaldığı için uzun süredir baskı altında tutulan bölgelerden biri. Bu tür el koyma işlemlerinin, bölgedeki Filistinli varlığını azaltmayı ve yerleşim yerlerini birbirine bağlayarak bir 'blok' oluşturmayı amaçladığı uzmanlarca ifade ediliyor.
Uluslararası hukuk açısından, işgalci bir gücün işgal altındaki topraklardaki sivilleri zorla yerinden etmesi ve mülklerine el koyması Cenevre Sözleşmeleri'ne açık bir aykırılık teşkil ediyor. Birleşmiş Milletler raporları, bu eylemlerin 'savaş suçu' kapsamına girebileceğini defalarca vurgulamış olsa da, sahadaki pratik uygulamalarda ciddi bir değişim gözlemlenmiyor. İnsan hakları örgütleri, bu durumu 'hukuksuz bir mülksüzleştirme' süreci olarak tanımlıyor.
Batı Şeria'da son dönemde artan şiddet olayları ve ev baskınları, bölgedeki istikrarı tamamen ortadan kaldırmış durumda. Yerleşimci şiddeti ile İsrail ordu operasyonlarının birleştiği bu ortamda, Filistinli sivillerin yaşam alanları her geçen gün daralıyor. Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisi (OCHA), bölgedeki ev yıkımlarının ve tahliyelerin 2024 yılı içerisinde önceki yıllara oranla artış gösterdiğini rapor ediyor.
Bu tür adımların atılması, bölgedeki barış sürecine dair umutları tamamen tükettiği gibi, yeni bir çatışma dalgasının tetikleyicisi olma potansiyeli taşıyor. Uluslararası baskının artmaması durumunda, İsrail'in benzer tahliye operasyonlarına diğer bölgelerde de devam edeceği öngörülüyor. Bu durum, Orta Doğu'daki zaten kırılgan olan güvenlik mimarisini daha da zayıflatma riski taşıyor.
Kusra beldesindeki 16 evin tahliyesi, bölgedeki işgalin sadece toprak değil, aynı zamanda bireysel yaşam hakları üzerindeki etkisini gözler önüne seriyor. Ailelerin evsiz kalması ve mülklerine el konulması, bölgedeki insani dramın boyutunu bir kez daha tescil ediyor. Uluslararası toplumun sessizliğini koruduğu her an, sahadaki durumun daha da karmaşık bir hal alacağı aşikardır.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.