
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti yakınlarında, işgalci gruplar tarafından yeni bir yasa dışı yerleşim alanı oluşturulmaya başlandı. Bölgede çadırların kurulmasıyla birlikte gerilim yeniden tırmanışa geçti.
İşgal altındaki Batı Şeria’nın Ramallah kenti çevresinde, uluslararası hukuka ve mevcut anlaşmalara aykırı olarak yeni bir yasa dışı yerleşim birimi kurma girişimi başlatıldı. Bölgeye gelen bir grup işgalci, stratejik bir noktaya çadırlar kurarak alanı sahiplenme faaliyetlerine başladı. Bu adım, bölgedeki Filistinli mülk sahipleri ve yerel yönetimler tarafından sert bir tepkiyle karşılanırken, sahada ciddi bir huzursuzluk ortamı oluştu.
Uluslararası hukukta Batı Şeria’daki yerleşim birimleri, İsrail’in 1967’de işgal ettiği topraklar üzerinde bulunmaları nedeniyle yasa dışı kabul edilmektedir. Söz konusu girişim, bölgenin demografik yapısını değiştirmeye yönelik sistematik bir politikanın parçası olarak değerlendiriliyor. Çadırların kurulması, genellikle kalıcı bir yerleşim birimi oluşturmanın ilk aşaması olarak görülüyor; zira daha önce benzer noktalarda önce çadırlar kurulmuş, ardından bu yapılar betonarme binalara dönüştürülerek bölge yerleşimci kontrolüne geçirilmişti.
Bu tür yasa dışı faaliyetler, zaten kırılgan olan güvenlik dengelerini daha da sarsıyor. Yerleşimci grupların bölgeye yerleşmesi, çevredeki Filistinli tarım arazilerinin erişimini kısıtlamakta ve bölge sakinlerinin günlük yaşamlarını tehdit etmektedir. İsrail güvenlik güçlerinin bu süreçteki tutumu, genellikle yerleşimcileri koruma altına alma eğiliminde olduğu için, yerel halk ile yerleşimciler arasında doğrudan çatışma riski de her geçen gün artmaktadır.
Batı Şeria’daki yerleşim birimleri konusu, Filistin-İsrail çatışmasının temel düğüm noktalarından biridir. 1967 yılından bu yana bölgeye yerleştirilen yüz binlerce yerleşimci, İsrail'in bölgedeki varlığını kalıcı kılma stratejisinin bir aracı olarak görülmektedir. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin birçok kararı, bu yerleşimlerin uluslararası hukuku ihlal ettiğini defalarca vurgulamış olsa da, sahadaki fiili durum değişmemektedir.
Bölgedeki bu tür yeni girişimlerin, iki devletli çözüm umutlarını daha da zayıflattığı uzmanlar tarafından sıkça dile getiriliyor. Eğer bu yeni çadır yerleşimi genişletilirse, bölgedeki Filistin köylerinin birbirinden kopmasına ve coğrafi bütünlüğün bozulmasına yol açması bekleniyor. Bu durum, yakın gelecekte bölgedeki diplomatik süreçlerin daha da tıkanmasına ve sahadaki gerilimin yerel çatışmalara dönüşmesine neden olabilir.
Ramallah yakınlarında yaşanan bu son olay, işgal altındaki topraklardaki yerleşimci faaliyetlerinin hız kesmeden devam ettiğini gösteriyor. Uluslararası toplumun sessizliğini koruduğu her yeni yerleşim girişimi, bölgede kalıcı barış ihtimalini daha da uzaklaştırıyor. Gelişmeler, bölge halkı için hem insani hem de siyasi bir krizin derinleşmekte olduğunu kanıtlıyor.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.