
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Beyaz Saray, Hürmüz Boğazı'ndaki gerilime rağmen İran'ın ABD ile diplomatik kanalları açık tuttuğunu ve bir anlaşmaya varma isteğini ilettiğini açıkladı.
Beyaz Saray tarafından yapılan son açıklamada, Hürmüz Boğazı'nda yaşanan karşılıklı gerilim ve askeri hareketliliğe rağmen İran ile yürütülen diplomatik temasların devam ettiği belirtildi. Washington yönetimi, Tahran'ın mevcut kriz ortamında dahi bir anlaşma yapma arzusunda olduğunu ve bu yöndeki niyetini farklı kanallar aracılığıyla ilettiğini vurguladı. Bu gelişme, bölgedeki tansiyonun düşürülmesi adına atılan kritik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin en önemli geçiş noktalarından biri olarak küresel enerji piyasaları için hayati bir öneme sahip. Son dönemde bölgedeki askeri devriyelerin artması ve karşılıklı güç gösterileri, uluslararası toplumda çatışma riskinin arttığı yönünde endişelere neden olmuştu. Ancak Beyaz Saray'ın açıklamaları, perde arkasında yürütülen diplomasinin askeri gerilimin ötesine geçtiğini ve tarafların diyalog masasına bağlı kaldığını gösteriyor.
ABD yetkilileri, İran ile yürütülen görüşmelerin doğrudan veya dolaylı araçlarla sürdüğünü ifade ediyor. Bu görüşmelerin ana gündem maddesini, nükleer anlaşmaya yönelik süregelen tartışmalar ve bölgedeki askeri tırmanışın engellenmesi oluşturuyor. İletişim hatlarının açık tutulması, yanlış hesaplamaların veya istenmeyen bir çatışmanın önlenmesi açısından stratejik bir güvenlik unsuru olarak kabul ediliyor.
ABD ile İran arasındaki ilişkiler, 1979 yılından bu yana oldukça karmaşık bir seyir izlemiştir. 2015 yılında imzalanan ve daha sonra ABD'nin çekildiği Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA), iki ülke arasındaki en somut diplomatik uzlaşı olarak tarihe geçmiştir. O günden bu yana yaşanan yaptırımlar ve bölgesel vekalet savaşları, müzakere süreçlerini sık sık sekteye uğratmış olsa da, tarafların uç noktada dahi olsa bir irtibat noktası bırakmaları, sorunun diplomatik yollarla çözülme ihtimalini canlı tutuyor.
Uzmanlar, tarafların anlaşma isteğini ifade etmelerinin, kısa vadede doğrudan bir çatışmadan kaçınma stratejisi olduğunu belirtiyor. Gelecek aylarda yapılacak görüşmelerin, bölgedeki askeri devriyelerin kapsamı ve enerji güvenliği konusunda yeni mutabakatlar doğurabileceği öngörülüyor. Ancak taraflar arasındaki derin güven eksikliği, herhangi bir anlaşmanın uygulanabilirliğini her zaman zorlayıcı bir faktör olmaya devam edecek.
Sonuç olarak, Hürmüz Boğazı'ndaki hassas dengeler korunmaya çalışılırken, Beyaz Saray'ın açıklamaları diplomatik çözüm arayışlarının askeri seçeneklerin önünde tutulduğunu kanıtlıyor. Önümüzdeki süreçte atılacak adımlar, sadece iki ülke ilişkilerini değil, küresel güvenlik dengelerini de doğrudan etkileyecektir.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.