
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), Türkiye genelinde zorunlu deprem sigortası oranının hala istenen seviyede olmadığını belirterek, konutların %42'sinin sigortasız olduğunu açıkladı.
Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğu gerçeği, Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK) tarafından paylaşılan verilerle bir kez daha gözler önüne serildi. Kurumun yaptığı son açıklamaya göre, Türkiye’deki konutların yaklaşık yüzde 42’sinin hala zorunlu deprem sigortası bulunmuyor. 25 yılı aşkın süredir yürütülen sigortalılık bilincini artırma çalışmalarına rağmen, sigorta yaptırma oranının hala yarısının altında kalması büyük bir risk oluşturuyor.
Zorunlu deprem sigortası, sadece yasal bir zorunluluk değil, aynı zamanda olası bir afet durumunda vatandaşların barınma haklarını koruyan en önemli finansal güvencedir. DASK verileri, sigortalı konut sayısının artırılmasının, devletin afet sonrası mali yükünü hafiflettiğini ve vatandaşın hızlı bir şekilde yeniden konut sahibi olabilmesini sağladığını gösteriyor. Ancak, düşük sigortalılık oranları, olası bir büyük depremde milyonlarca kişinin ciddi mağduriyet yaşayabileceği anlamına geliyor.
Uzmanlar, sigortalılık oranındaki düşüklüğün temel nedenleri arasında 'bana bir şey olmaz' algısının ve denetim mekanizmalarındaki boşlukların olduğunu vurguluyor. Özellikle tapu işlemleri, elektrik ve su abonelikleri gibi süreçlerde sigortanın zorunlu olmasına rağmen, aboneliklerin yenilenmesi sırasında yeterli takibin yapılmaması bu rakamları olumsuz etkiliyor. DASK, yerel yönetimlerle iş birliği yaparak bu denetimlerin sıkılaştırılması gerektiğini savunuyor.
Türkiye’nin yakın tarihli büyük deprem deneyimleri, sigortalı konut sahiplerinin felaket sonrası süreçleri çok daha hızlı atlattığını kanıtlıyor. Deprem sonrası nakdi tazminat ödemelerinin, hasarlı konutların onarımı veya yeniden inşası noktasında vatandaşlara sağladığı destek, sosyal devlet anlayışının bir parçası olarak görülüyor. Geçmiş yıllarda yaşanan afetler sonrasında sigorta yaptırma oranlarında geçici artışlar gözlemlense de, bu ilginin zamanla azaldığı görülüyor.
Önümüzdeki dönemde DASK’ın sigortalılık oranını artırmak için dijitalleşme ve teşvik mekanizmalarını devreye sokması bekleniyor. Sigorta primlerinin, konutun risk durumu ve deprem yönetmeliğine uygunluğu ile ilişkilendirilmesi gibi yeni modellerin, sigortalılık oranını yukarı çekeceği öngörülüyor. Ayrıca, deprem bilincinin okul çağından itibaren eğitim müfredatına dahil edilmesi, uzun vadede toplumun afetlere karşı daha dirençli olmasını sağlayacaktır.
Türkiye’nin deprem gerçeği ile yaşamayı öğrenmesi ve bu doğrultuda finansal önlemler alması hayati önem taşıyor. Konutların yüzde 42’sinin sigortasız olması, afet yönetimi açısından ciddi bir zafiyet oluşturuyor. Vatandaşların, evlerini sigortalatarak hem kendilerini hem de geleceklerini güvence altına almaları, bireysel ve toplumsal sorumluluğun bir gereğidir.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.