
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA), Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sistemi'nin tam kapasiteyle devreye girmesiyle içecek ambalajı ham madde ithalatında %35 gibi ciddi bir düşüş bekliyor. Döngüsel ekonomi hedefleri doğrultusunda başlatılan sistem, çevresel kirliliği azaltırken milli ekonomiye de katkı sağlamayı amaçlıyor.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Türkiye Çevre Ajansı (TÜÇA), atık yönetimi ve ham madde verimliliği konusunda kritik bir adım olan Depozitosu Olan Ambalajlar (DOA) Sistemi'ni ülke genelinde yaygınlaştırıyor. TÜÇA Başkanı Nurullah Öztürk tarafından yapılan açıklamalara göre, sistemin tam kapasiteye ulaşmasıyla birlikte içecek ambalajı sektöründe ihtiyaç duyulan ham madde ithalatında yüzde 35 oranında bir azalma öngörülüyor. Bu stratejik hamle, Türkiye'nin dışa bağımlılığını azaltma ve yerli kaynakları daha verimli kullanma hedefiyle doğrudan örtüşüyor.
DOA Sistemi, temel olarak tüketilen plastik, cam ve metal içecek ambalajlarının geri dönüşüm ekonomisine kazandırılmasını teşvik eden bir mekanizma üzerine kurulu. Tüketicilerin satın aldıkları içeceklerin ambalajları için ödedikleri depozito bedelini, ürünü geri toplama noktalarına iade ettiklerinde geri almaları prensibiyle çalışıyor. Bu süreç, sadece çevresel kirliliğin önüne geçmekle kalmıyor, aynı zamanda yüksek kaliteli geri dönüştürülmüş malzemenin üretim zincirine yeniden dahil edilmesini sağlıyor. Böylece, sıfır ham madde ihtiyacı minimize edilerek çevresel ayak izi önemli ölçüde düşürülüyor.
Türkiye, geri dönüşüm sektöründe Avrupa'nın önde gelen ülkelerinden biri olma yolunda ilerlerken, DOA Sistemi bu ivmeyi taçlandıracak bir unsur olarak görülüyor. İçecek ambalajı üretiminde kullanılan polimerler ve diğer ham maddeler, büyük oranda küresel piyasalardan döviz karşılığında temin ediliyor. Yüzde 35'lik ithalat azaltma hedefi, sadece bir çevresel başarı değil, aynı zamanda cari açık yönetimi açısından da stratejik bir kazanım anlamına geliyor. Uzmanlar, atık yönetiminin disipline edilmesinin sanayi maliyetlerini uzun vadede düşüreceğini ve yerli sanayinin rekabet gücünü artıracağını vurguluyor.
Türkiye, son yıllarda 'Sıfır Atık' projesiyle atık yönetimi konusunda ciddi bir bilinçlenme süreci yaşadı. Geçmiş dönemlerde toplama ve ayrıştırma süreçlerinde yaşanan verimsizlikler, modern tesisler ve dijital takip sistemleriyle aşılmaya çalışılıyor. DOA Sistemi, bu sürecin bir parçası olarak, tüketicinin doğrudan sürece dahil edildiği ilk büyük ölçekli uygulamalardan biri olma özelliğini taşıyor. Avrupa Birliği ülkelerinde uzun süredir başarıyla uygulanan benzer depozito sistemleri, Türkiye'nin kendi dinamikleriyle harmanlanarak hayata geçiriliyor.
DOA Sistemi'nin önümüzdeki yıllarda ülke genelinde tam kapasiteye ulaşmasıyla, Türkiye'nin atık geri kazanım oranlarının dünya standartlarının üzerine çıkması bekleniyor. Bu durum, sadece ambalaj sektörünü değil, aynı zamanda lojistik, geri dönüşüm teknolojileri ve kimya sanayini de pozitif yönde etkileyecektir. Gelecekte, atığın bir 'çöp' değil, stratejik bir 'ham madde' olarak görüldüğü bir ekonomik modelin yerleşmesi, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadelesinde en güçlü kozlarından biri olacaktır.
Özetle, DOA Sistemi, çevresel sürdürülebilirlik ile ekonomik bağımsızlığı birleştiren kapsamlı bir projedir. İthalat oranlarındaki düşüş, yerli üretimin teşvik edilmesi ve doğanın korunması, Türkiye'nin 2053 net sıfır emisyon hedefleriyle tam uyum içindedir. Uygulamanın başarıya ulaşması, vatandaşların sisteme aktif katılımı ve yerel yönetimlerin altyapı desteğiyle mümkün olacaktır.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.