
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Gazeteci Ertuğrul Özkök hakkında, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik ifadeleri nedeniyle soruşturma başlatıldı. Özkök'ün İspanya'daki Franco dönemine atıfta bulunduğu açıklamaları yargının gündemine taşındı.
Gazeteci Ertuğrul Özkök hakkında, bir yazısında kullandığı ifadeler nedeniyle 'Cumhurbaşkanına hakaret' iddiasıyla soruşturma başlatıldı. Kamuoyunda geniş yankı uyandıran bu gelişme, Özkök’ün İspanya tarihindeki Franco dönemi ile Türkiye’deki güncel siyasi atmosfer arasında kurduğu paralellik üzerine yoğunlaşıyor. Adli makamların başlattığı inceleme süreci, ifade özgürlüğü ve eleştiri sınırlarının hukuki çerçevesi açısından yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi.
Soruşturmaya konu olan metinde Özkök, İspanya’nın diktatörlük geçmişi ile Türkiye’deki mevcut yönetim anlayışını kıyaslayan bir üslup benimsedi. İspanya’nın Franco döneminden çıkış sürecine atıfta bulunan Özkök, Türkiye’de yaşanan bazı siyasi gelişmeleri bu tarihsel perspektif üzerinden değerlendirdi. Gazeteci, söz konusu ifadelerinin bir siyasi analiz olduğunu savunurken, savcılık makamı metindeki ifadelerin hakaret unsuru taşıyıp taşımadığını hukuki bir zeminde değerlendirmeye aldı.
Türk Ceza Kanunu'nun 299. maddesi gereğince 'Cumhurbaşkanına hakaret' suçlaması, Türkiye’de uzun süredir hukukçular ve medya mensupları arasında en çok tartışılan konuların başında geliyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararları ve Venedik Komisyonu raporları, kamuoyuna mal olmuş kişilerin eleştiriye daha açık olması gerektiğini vurgularken, Türkiye’deki uygulamalar sıklıkla eleştiri ve hakaret arasındaki ince çizgi ekseninde yargısal denetimden geçiyor. Bu soruşturma, medya mensuplarının tarihsel kıyaslamalar yaparken kullandığı dilin, yargı tarafından nasıl yorumlandığını göstermesi açısından kritik bir örnek teşkil ediyor.
Türkiye’de medya mensuplarının siyasi figürlere yönelik eleştirel tutumları, geçmişten bu yana çeşitli yasal yaptırımlarla karşı karşıya kalmıştır. Özellikle 2000’li yıllardan itibaren artan sosyal medya kullanımı ve köşe yazarlığı geleneğinin dijitalleşmesi, ifade edilen görüşlerin çok daha geniş kitlelere ulaşmasına ve dolayısıyla daha hızlı hukuki müdahalelere maruz kalmasına neden olmaktadır. Özkök’ün tecrübeli bir gazeteci olması, olayın medya dünyasındaki yansımalarını daha da belirgin hale getiriyor.
Bu soruşturmanın önümüzdeki süreçte açılacak bir davaya dönüşüp dönüşmeyeceği, Türk basın özgürlüğü karnesi açısından belirleyici olacak. Eğer dava süreci başlarsa, mahkemenin vereceği karar, gazetecilerin tarihsel metaforlar kullanarak siyasi eleştiri yapma haklarının sınırlarını belirleyen bir içtihat niteliği taşıyabilir. Bu durum, diğer medya mensuplarının yazı dilini ve eleştirel perspektifini yeniden şekillendirebilecek bir emsal oluşturma potansiyeline sahiptir.
Sonuç olarak, Ertuğrul Özkök hakkındaki soruşturma, Türkiye’deki siyasi eleştiri ve hukuk arasındaki hassas dengenin bir yansıması olarak öne çıkıyor. Hukuki süreç devam ederken, ifade özgürlüğü çerçevesinde nelerin 'eleştiri' nelerin 'hakaret' sayılacağı sorusu, kamuoyunun gündemindeki yerini korumaya devam edecektir.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.