
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü sağladıklarını belirterek savaş tazminatı talep etti. Tahran yönetimi ise boğazın kapalı kalacağını duyurarak gerilimi tırmandırdı.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol trafiğinin en kritik geçiş noktalarından biri olarak yeniden küresel siyasetin merkezine oturdu. ABD Başkanı Donald Trump, ABD Deniz Kuvvetleri'nin bölgeyi mayınlardan temizlediğini ve stratejik su yolunda tam kontrol sağladığını iddia ederek, bu operasyonlar için savaş tazminatı talep etti. Washington'un bu hamlesine Tahran yönetiminden sert bir yanıt geldi; İran, ABD'nin şartlarını yerine getirene kadar boğazın uluslararası deniz trafiğine kapalı kalacağını ilan etti.
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'nden çıkan petrol ve doğalgazın dünyaya ulaştığı tek deniz yolu olması nedeniyle 'dünyanın enerji vanası' olarak tanımlanıyor. Günlük milyonlarca varil petrolün geçtiği bu bölgede yaşanan herhangi bir kısıtlama, küresel piyasalarda enerji fiyatlarının anında yükselmesine neden oluyor. ABD'nin bölgedeki varlığını artırma çabası ve İran'ın buna karşı 'kapama' tehdidi, jeopolitik riskleri en üst seviyeye taşıdı.
Başkan Trump, ABD ordusunun bölgedeki 'güvenlik maliyetini' gerekçe göstererek, bu operasyonların bir bedeli olması gerektiğini ifade etti. Bu tutum, ABD'nin dış politikasında 'işlemci' bir yaklaşımın ön planda olduğunu bir kez daha gösteriyor. Ancak uluslararası hukuk uzmanları, bir su yolunun temizlenmesi veya kontrol edilmesi karşılığında tazminat talep edilmesinin, uluslararası denizcilik hukukunda alışılagelmiş bir uygulama olmadığını belirtiyor.
Tahran yönetimi ise boğazı bir 'pazarlık aracı' olarak kullanmaya devam ediyor. İranlı yetkililer, ABD'nin uyguladığı yaptırımların kaldırılması ve bölgedeki askeri varlığın azaltılması şartlarını masaya koydu. İran'ın boğazı kapatma tehdidi, geçmiş yıllarda da sıkça başvurulan ancak küresel ekonomik dengeleri sarsan en büyük risklerden biri olarak kabul ediliyor.
Bölgedeki gerilim sadece bugünün meselesi değil; 1980'lerden bu yana İran-Irak Savaşı'ndan Körfez Savaşlarına kadar birçok kez benzer krizler yaşandı. Hürmüz Boğazı, her zaman büyük güçlerin nüfuz mücadelesi verdiği bir satranç tahtası olmuştur. Son yaşanan gelişmeler, bölgedeki dengelerin ne kadar kırılgan olduğunu ve küçük bir kıvılcımın geniş çaplı bir krize dönüşebileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.
Eğer taraflar diplomatik bir çözüm bulamazsa, enerji piyasalarında ciddi bir arz sıkıntısı yaşanması kaçınılmaz görünüyor. Uzmanlar, bu durumun sadece petrol fiyatlarını değil, aynı zamanda küresel lojistik zincirlerini de felce uğratabileceği konusunda uyarıyor. Önümüzdeki günlerde bölgedeki askeri hareketliliğin artması ve tarafların 'kırmızı çizgilerini' daha keskin bir dille ifade etmesi bekleniyor.
Hürmüz Boğazı'ndaki bu son restleşme, dünya genelinde endişeyle takip ediliyor. ABD'nin kontrol iddiası ve İran'ın direnci, bölgeyi bir belirsizlik sarmalına sokmuş durumda. Diplomatik kanalların açık kalıp kalmayacağı, önümüzdeki sürecin barışçıl mı yoksa çatışmalı mı geçeceğini belirleyecek.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.