
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, NATO 3.0 vizyonu ve küresel güvenlik mimarisindeki değişimler ışığında Türkiye'nin stratejik rolünü değerlendirdi.
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, küresel güvenlik mimarisinin yeniden şekillendiği bir dönemde Türkiye'nin üstlendiği kritik role dikkat çekti. Duran, özellikle 'NATO 3.0' olarak adlandırılan yeni vizyonun, Avrupa'nın savunma kapasitesini artırmayı hedeflediğini belirterek, bu süreçte Türkiye'nin sadece bir üye değil, aynı zamanda oyun kurucu bir aktör olduğunu vurguladı. Küresel güç dengelerinin değiştiği bu süreçte, Türkiye'nin askeri ve entelektüel kapasitesi, ittifakın geleceği açısından vazgeçilmez bir unsur olarak öne çıkıyor.
Duran'ın açıklamaları, Türkiye'nin bölgesel ve küresel krizlerdeki arabulucu ve çözüm odaklı yaklaşımını destekleyen nitelikte. Özellikle savunma sanayiindeki yerlileşme hamleleri ve jeopolitik konumun getirdiği avantajlar, Türkiye'yi güvenlik mimarisinin merkezinde konumlandırıyor. NATO bünyesinde atılan adımların, Türkiye'nin stratejik derinliğiyle birleştiğinde, ittifakın daha dirençli ve proaktif bir yapıya kavuşacağı ifade ediliyor. Türkiye, hem güney kanadındaki güvenlik risklerini yönetme hem de küresel istikrara katkı sağlama konusunda eşsiz bir yeteneğe sahip.
İletişim Başkanı Duran, Türkiye'nin sadece askeri gücüyle değil, aynı zamanda diplomatik ve entelektüel birikimiyle de fark yarattığını belirtti. Bölgesel sorunların çözümünde kullanılan 'yumuşak güç' unsurları, Türkiye'yi uluslararası arenada saygın bir ortak haline getiriyor. NATO'nun dönüşüm sürecinde, Türkiye'nin sunduğu bu entelektüel katkı, yeni tehditlerin tanımlanması ve bu tehditlere karşı geliştirilen stratejilerin oluşturulmasında önemli bir rol oynuyor. Türkiye, kendi ulusal çıkarlarını korurken aynı zamanda kolektif güvenliğin temel taşlarını güçlendirmeye devam ediyor.
NATO, kurulduğu günden bu yana birçok dönüşüm geçirdi; ancak bugünkü değişim, çok daha karmaşık ve çok boyutlu bir güvenlik ortamına işaret ediyor. Türkiye, Soğuk Savaş döneminden bu yana ittifakın en önemli savunma hatlarından biri olmuş, günümüzde ise terörle mücadeleden enerji güvenliğine kadar geniş bir yelpazede kilit görevler üstlenmiştir. Geçmişteki başarılar ve edinilen tecrübeler, Türkiye'nin yeni dönemde de liderlik rolünü sürdüreceğinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Avrupa'nın savunma stratejilerindeki ağırlığının artması, Türkiye ile olan iş birliğinin stratejik değerini daha da artırmaktadır.
Önümüzdeki süreçte, NATO'nun yeni vizyonu çerçevesinde Türkiye'nin etkisi daha da belirginleşecektir. Özellikle savunma teknolojileri ve lojistik destek konularında Türkiye'nin sağlayacağı katkılar, ittifakın küresel çapta caydırıcılığını artıracaktır. Türkiye, bölgesel bir güçten küresel bir oyuncuya evrilirken, NATO içindeki rolünü de bu vizyona uygun bir şekilde yapılandırmaya devam edecektir. Diplomasi ve askeri gücün uyumlu kullanımı, gelecekteki güvenlik krizlerinin aşılmasında anahtar rol oynayacaktır.
İletişim Başkanı Burhanettin Duran'ın ifadeleri, Türkiye'nin dış politika ve güvenlik vizyonunun ne kadar kapsamlı olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye, küresel dönüşümün merkezinde yer alarak hem kendi güvenliğini sağlamakta hem de uluslararası barışa katkıda bulunmaktadır. Stratejik vizyon, kararlı duruş ve askeri kapasite, Türkiye'yi önümüzdeki yıllarda da uluslararası sistemin en etkili aktörlerinden biri yapmaya devam edecektir.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.