
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı diktatörlüklerle aynı kefeye koyan yaklaşımların demokratik meşruiyeti hedef aldığını belirtti.
İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik bazı uluslararası ve yerel çevrelerden gelen “otoriterleşme” suçlamalarına sert tepki gösterdi. Duran, Cumhurbaşkanı'nı diktatörlük rejimleriyle aynı zeminde değerlendirmenin, siyasi eleştiri sınırlarını aşan çarpık bir anlayış olduğunu vurguladı. Bu tür söylemlerin, Türkiye’nin demokratik meşruiyetini ve milli iradenin sandıktaki tecellisini hedef aldığını ifade eden Duran, yapılan değerlendirmelerin nesnellikten uzak olduğunu belirtti.
Türkiye’nin seçim süreçleri, katılım oranları ve demokratik işleyişi, dünyanın en aktif demokrasi pratiklerinden biri olarak kabul ediliyor. Duran, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın halkın doğrudan oylarıyla seçilmiş bir lider olduğunu hatırlatarak, diktatörlük rejimlerinde halkın iradesinin yok sayıldığını, Türkiye’de ise her kararın sandık meşruiyetine dayandığını vurguladı. Bu noktada yapılan karşılaştırmaların, siyasi bir ajandanın parçası olduğu ve objektif analizlerden yoksun olduğu aşikardır.
Küresel siyasette, özellikle Batı merkezli medya kuruluşlarının Türkiye’ye yönelik bakış açısında zaman zaman bu tür “etiketleme” yöntemlerinin kullanıldığı görülüyor. Duran, bu yaklaşımın Türkiye’nin bölgesel gücünden ve bağımsız dış politika izlemesinden rahatsız olan çevrelerce körüklendiğine dikkat çekiyor. Otoriterlik suçlamalarının, aslında Türkiye’nin egemenlik haklarını kullanmasından duyulan bir rahatsızlığın dışa vurumu olduğu savunuluyor.
Türk siyasi tarihi, çok partili hayata geçişten bu yana çeşitli sınavlardan geçti. İletişim Başkanı Duran’ın belirttiği üzere, demokrasinin güçlendirilmesi için verilen mücadele, hiçbir zaman otoriter bir model arayışına evrilmemiştir. Tam tersine, Türkiye’deki tüm reform süreçleri, devletin daha demokratik, şeffaf ve hesap verebilir bir yapıya kavuşması adına gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle, mevcut yönetimi antidemokratik olarak nitelemek, tarihsel gerçekliklerle bağdaşmamaktadır.
Türkiye, demokratik standartlarını yükseltmeye ve hukuk devleti ilkelerini güçlendirmeye devam edecektir. Duran’ın açıklamaları, Türkiye’nin kendi demokratik modelini savunma konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor. Önümüzdeki süreçte, uluslararası arenada Türkiye’nin demokratik meşruiyetinin daha güçlü bir şekilde anlatılması ve bu tür çarpıtılmış algı operasyonlarına karşı proaktif bir iletişim stratejisinin izlenmesi bekleniyor.
Sonuç olarak, İletişim Başkanı Burhanettin Duran’ın açıklamaları, Türkiye’nin siyasi meşruiyetine yönelik mesnetsiz iddialara verilmiş net bir yanıt niteliğindedir. Milli iradeye dayalı yönetim anlayışının, antidemokratik rejimlerle kıyaslanmasının kabul edilemez olduğunu belirten Duran, Türkiye’nin demokratik duruşunu savunmaya devam edeceklerini yineledi.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.