
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, Orta Doğu'da kalıcı barış ve güvenliğin ancak ABD askeri varlığının sona ermesiyle mümkün olabileceğini savundu. Garibabadi, bölge ülkelerinin egemenlik haklarına saygı gösterilmesinin önemini vurguladı.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, bölgedeki mevcut gerilimler ve güvenlik sorunları hakkında önemli açıklamalarda bulundu. Garibabadi, Orta Doğu'nun istikrara kavuşmasının dış güçlerin müdahalesinin son bulmasıyla doğrudan ilişkili olduğunu belirtti. Tahran yönetiminin bu konudaki duruşunu net bir şekilde yineleyen diplomat, bölge ülkelerinin kendi kaderlerini tayin etmesi gerektiğini savundu.
Garibabadi, yaptığı konuşmada özellikle Amerika Birleşik Devletleri'nin bölgedeki askeri üslerini ve operasyonlarını hedef aldı. Batılı güçlerin bölgedeki varlığının istikrar değil, aksine kaos ve güvensizlik getirdiğini iddia etti. İranlı yetkiliye göre, yabancı askeri unsurların tamamen çekilmesi, bölge devletleri arasında doğrudan ve sağlıklı bir diyalog kurulmasının önünü açacak en önemli adım olacak.
Bölge ülkelerinin toprak bütünlüğüne ve egemenlik haklarına saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizen Garibabadi, dışarıdan dayatılan çözüm modellerinin başarısızlığa mahkum olduğunu ifade etti. Her ülkenin kendi iç güvenliğini sağlama kapasitesine sahip olduğunu belirten Bakan Yardımcısı, bölgesel iş birliği mekanizmalarının güçlendirilmesi çağrısında bulundu. Bu doğrultuda komşu ülkelerle ilişkileri geliştirmeye hazır olduklarını ekledi.
İran, uzun süredir Körfez bölgesinde ve genel olarak Orta Doğu'da dış güçlerin dahil edilmediği yerel bir güvenlik mimarisi kurulmasını savunuyor. Garibabadi'nin açıklamaları da bu stratejinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Tahran, bölgedeki deniz yollarının ve enerji hatlarının güvenliğinin ancak kıyıdaş devletlerin ortak çabalarıyla garanti altına alınabileceğini ileri sürüyor.
ABD ve İran arasındaki ilişkiler, 1979 yılındaki devrimden bu yana diplomatik krizler ve bölgesel nüfuz mücadeleleriyle şekilleniyor. Son yıllarda nükleer anlaşmadan çekilme kararları ve karşılıklı yaptırımlar nedeniyle tırmanan gerilim, bölgedeki vekalet savaşlarında da kendini gösteriyor. Bu durum, iki ülkenin bölgesel güvenlik konularındaki yaklaşımlarının taban tabana zıt kalmasına yol açıyor.
Uzmanlar, İran'ın bu açıklamalarının bölgedeki diplomatik dengeleri nasıl etkileyeceğini yakından izliyor. ABD'nin bölgedeki stratejik ortaklıklarını sürdürme kararlılığı göz önüne alındığında, yakın gelecekte askeri varlığın tamamen sonlandırılması beklenmiyor. Ancak bölge ülkeleri arasındaki normalleşme adımları, gelecekte yeni güvenlik ittifaklarının doğmasına zemin hazırlayabilir.
Sonuç olarak İran, bölge güvenliğinin formülünü dış güçlerin tamamen dışlandığı bir denklem üzerine kurmaya devam ediyor. Kazım Garibabadi'nin açıklamaları, Tahran'ın bu konudaki kararlı tutumunu bir kez daha uluslararası kamuoyuna ilan etmiş oldu. Bölgedeki kalıcı barışın anahtarının yerel yönetimlerin iradesinde olduğu vurgulanarak konuşma sonlandırıldı.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.