
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Birinci Sekreteri Behnam Saidi, Hürmüz Boğazı'nın statüsüne ilişkin kritik bir açıklamada bulundu. Saidi, ülkesine yönelik tehditler devam ettiği sürece boğazın kapalı kalacağını vurguladı.
İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Birinci Sekreteri Behnam Saidi, küresel enerji piyasalarını doğrudan etkileyen Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmaya devam edeceğini açıkladı. Saidi, Umman ile sağlanan uzlaşının boğazın yeniden açılması anlamına gelmediğini belirterek, İran'a yönelik dış tehditlerin sona ermesinin temel şart olduğunu ifade etti. Bu açıklama, bölgedeki stratejik dengelerin hassasiyetini bir kez daha gözler önüne serdi.
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ve doğal gaz sevkiyatının en kritik geçiş noktalarından biri olarak kabul ediliyor. Körfez ülkelerinden çıkan enerjinin büyük bir kısmı bu dar boğaz üzerinden dünya pazarlarına ulaşıyor. Uzmanlar, boğazın uzun süreli kapatılmasının küresel enerji fiyatlarında ciddi bir dalgalanmaya yol açabileceği konusunda uzun süredir uyarıda bulunuyor. İran'ın bu hamlesi, askeri ve diplomatik bir koz olarak değerlendiriliyor.
İran yönetimi, Hürmüz Boğazı'nı kendi egemenlik hakları ve ulusal güvenlik stratejileri çerçevesinde değerlendirdiğini sık sık yineliyor. Bölgedeki yabancı askeri varlıkların artışını bir tehdit olarak tanımlayan Tahran, bu varlıklar bölgeden çekilmedikçe veya tehdit algısı ortadan kalkmadıkça esneklik göstermeyeceği mesajını veriyor. Geçmişte de benzer gerilimler yaşanmış, ancak diplomatik kanallar üzerinden krizler kontrollü bir şekilde yönetilmişti.
Komşu ülkelerle yürütülen diplomatik temaslar, gerilimi düşürmek için kritik bir öneme sahip. Umman gibi tarafsızlığını korumaya çalışan ülkeler, İran ile Batılı güçler arasında arabuluculuk yapmaya çalışıyor. Ancak Saidi'nin açıklamaları, Tahran'ın güvenlik odaklı politikasında bir değişikliğe gitmeyeceğinin en somut kanıtı olarak görülüyor. Bölgesel aktörler arasındaki bu sürtüşme, körfez güvenliği üzerindeki belirsizliği derinleştiriyor.
Uzmanlar, önümüzdeki dönemde boğazdaki trafiğin seyrinin, İran ile uluslararası güçler arasındaki nükleer görüşmelere ve bölgesel güvenlik anlaşmalarına bağlı olacağını öngörüyor. Eğer gerilim tırmanmaya devam ederse, enerji arz güvenliği konusunda küresel çapta yeni bir krizin tetiklenebileceği belirtiliyor. Tarafların diplomatik çözüm arayışlarını sürdürüp sürdürmeyeceği, önümüzdeki aylarda netleşecek.
Özetle, İran'ın Hürmüz Boğazı konusundaki kararlı tutumu, bölgesel güvenlik mimarisinin ne kadar kırılgan olduğunu kanıtlıyor. Tehditler sona ermedikçe boğazın kapalı kalacağı yönündeki bu açıklama, hem enerji piyasaları hem de bölgesel jeopolitik dengeler açısından yakından takip edilecek bir süreç başlatıyor.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.