
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, Hürmüz Boğazı'nın açılmasının ABD'nin yaptırımları kaldırmasına ve İran'ın şartlarını kabul etmesine bağlı olduğunu açıkladı.
Dünya petrol ticaretinin en kritik damarlarından biri olan Hürmüz Boğazı, küresel enerji piyasalarının istikrarı açısından hayati bir öneme sahip. İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai tarafından yapılan açıklamalar, bölgedeki jeopolitik gerilimin önümüzdeki günlerde daha da artabileceğine işaret ediyor. Rızai, Washington yönetimiyle süregelen diplomatik çıkmazın çözülmeden boğazdaki mevcut durumun değişmeyeceğini net bir dille ifade etti.
İran’ın temel talepleri arasında, ABD’nin İran’a yönelik askeri ve ekonomik baskısını sona erdirmesi ile yurt dışında bloke edilen milyarlarca dolarlık mal varlığının serbest bırakılması yer alıyor. Tahran yönetimi, bu şartların yerine getirilmemesi halinde küresel ticaretin en önemli arterlerinden biri olan Hürmüz Boğazı üzerindeki denetimini ve kısıtlamalarını sürdüreceğini belirtiyor. Bu durum, enerji fiyatları üzerinde doğrudan bir baskı oluşturarak dünya genelinde ekonomik bir dalgalanma riski yaratıyor.
Hürmüz Boğazı, Basra Körfezi'nden çıkan petrolün dünyaya ulaştığı ana kapı olması nedeniyle, dünya petrol arzının yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği bir nokta. Burada yaşanacak herhangi bir tıkanıklık veya güvenlik sorunu, küresel enerji fiyatlarının hızla yükselmesine neden olabilir. Uzmanlar, İran’ın bu stratejik kozu kullanmasının, ABD ve müttefikleri için büyük bir sınav olduğunu, ancak aynı zamanda bölgedeki askeri çatışma riskini de körüklediğini vurguluyor.
Tarihsel süreçte Hürmüz Boğazı, İran-ABD geriliminin her zaman merkezinde yer almıştır. Özellikle 1980'lerden bu yana yaşanan tanker savaşları ve ardından gelen yaptırım süreçlerinde, boğazın kapatılması tehdidi sürekli olarak bir pazarlık unsuru olarak masada tutulmuştur. Geçmişte yaşanan bu tarz krizler, genellikle tarafların son noktada geri adım atmasıyla veya üçüncü taraf ülkelerin arabuluculuğuyla çözülmüştür; ancak mevcut siyasi kutuplaşma, çözüm yollarını her zamankinden daha dar hale getiriyor.
Önümüzdeki aylarda, ABD'nin İran'a karşı izleyeceği politika ve Tahran'ın bu baskılara vereceği yanıt, dünya ekonomisinin yönünü belirleyecek. Eğer diplomatik bir kanaldan uzlaşma sağlanamazsa, enerji piyasalarında ciddi bir volatilite bekleniyor. Ayrıca, bölgedeki askeri hareketliliğin artması, sadece ticaret yollarını değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki genel güvenlik mimarisini de doğrudan etkileyecektir.
Özetle, Hürmüz Boğazı üzerindeki restleşme, sadece bölgesel bir güç gösterisi değil, aynı zamanda küresel ekonomiyi etkileyen devasa bir satranç oyunudur. Tarafların şartlarını esnetip esnetmeyeceği, diplomatik görüşmelerin seyrini belirleyecektir. Dünya kamuoyu, bu kritik geçiş noktasındaki gelişmeleri yakından izlemeye devam ederken, çözümün anahtarının diplomasi masasında olduğu gerçeği değişmiyor.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.