
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Türkiye'de istihdamı korumak ve işveren maliyetlerini hafifletmek amacıyla uygulanan sigorta prim teşvikleri hız kesmeden devam ediyor. 2025 yılı için 435,6 milyar liralık bir bütçe ayrılırken, yılın ilk 5 ayında 180,8 milyar liralık destek sağlandı.
Türkiye’de işgücü piyasasını canlı tutmak ve kayıt dışı istihdamla mücadele etmek amacıyla uzun süredir uygulanan sigorta prim teşvikleri, ekonomik programın temel taşlarından biri olmaya devam ediyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı verilerine göre, 2025 yılı için öngörülen toplam 435,6 milyar liralık prim teşviki bütçesinin önemli bir bölümü yılın ilk beş ayında işverenlerin kullanımına sunuldu. Bu kapsamda, Ocak-Mayıs döneminde sağlanan toplam destek miktarı 180,8 milyar liraya ulaşarak istihdamın sürdürülebilirliğine katkı sağladı.
Uygulanan teşvik mekanizmaları, özellikle genç istihdamı, kadın istihdamı ve dezavantajlı grupların iş piyasasına entegrasyonu noktasında kritik bir rol oynuyor. 15 farklı başlıkta kurgulanan bu destek paketleri, işletmelerin üzerindeki işveren payı yükünü azaltarak, firmaların yeni personel alımı yapmasını teşvik ediyor. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler (KOBİ) için bu destekler, operasyonel maliyetlerin dengelenmesi ve rekabet gücünün korunması açısından hayati bir öneme sahip.
Prim teşvikleri, sadece işveren maliyetlerini düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda kayıt dışı çalışanların resmi sisteme dahil edilmesini de kolaylaştırıyor. Devletin sağladığı bu doğrudan finansal destekler, çalışanların sosyal güvenlik şemsiyesi altına alınmasını teşvik ederken, vergi tabanının genişletilmesine de katkıda bulunuyor. Uzmanlar, bu teşviklerin işgücü piyasasının esnekliğini artırdığını ve ekonomik daralma dönemlerinde işsizlik oranlarının yükselmesini engelleyen bir tampon görevi gördüğünü belirtiyor.
Son iki yıllık süreç incelendiğinde, prim teşviklerinin kapsamının genişletildiği ve dijitalleşme ile birlikte başvuru süreçlerinin daha erişilebilir hale getirildiği görülüyor. Geçmiş dönemlerdeki teşvik modelleri ile kıyaslandığında, güncel yapının daha hedef odaklı olduğu ve sektör bazlı ihtiyaçlara yanıt verdiği dikkat çekiyor. Devletin bütçe disiplini içerisinde bu denli yüksek bir kaynağı istihdama aktarması, hükümetin önceliklerini 'üretim ve istihdam' ekseninde tuttuğunun bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.
Önümüzdeki dönemde, teknolojik dönüşümün işgücü piyasasına etkisiyle birlikte teşvik mekanizmalarının daha fazla 'nitelikli işgücü' ve 'yüksek teknoloji' odaklı alanlara kaydırılması bekleniyor. Yeşil ekonomi ve dijitalleşme süreçlerinde istihdam yaratan işletmelere yönelik özel paketlerin, önümüzdeki yılın bütçe planlamasında daha geniş yer bulacağı öngörülüyor. Bu durum, Türkiye'nin işgücü kalitesini artırırken, ekonomik verimliliği de üst seviyelere taşıyacak bir strateji olarak planlanıyor.
Özetle, 180,8 milyar liralık beş aylık destek paketi, Türkiye ekonomisinin temel direği olan istihdamı koruma konusundaki kararlılığı gözler önüne seriyor. İşverenlerin üzerindeki mali yükü hafifleten ve kayıtlı istihdamı teşvik eden bu politikalar, piyasada güven ortamının korunmasına yardımcı oluyor. Yılın geri kalanında da bu teşviklerin etkin bir şekilde kullanılması, ekonomik büyüme hedeflerine ulaşılması açısından kritik bir rol oynamaya devam edecek.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.