
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

İsrail Parlamentosu (Knesset), işgal altındaki Doğu Kudüs ve tarihi Filistin topraklarında ezan sesinin belirli saatlerde kısıtlanmasını içeren yasa tasarısını ön okumada kabul etti. Düzenleme, bölgedeki dini özgürlükler ve toplumsal barış açısından büyük tartışmalara yol açtı.
İsrail Parlamentosu Knesset, işgal altındaki Doğu Kudüs ve tarihi Filistin topraklarında ezan sesinin hoparlörlerden yükselmesini kısıtlamayı amaçlayan tartışmalı yasa tasarısını ön okumada kabul etti. Girişim, bölgedeki Müslüman nüfus ve sivil toplum kuruluşları tarafından ibadet özgürlüğüne doğrudan bir müdahale olarak değerlendiriliyor. Tasarının yasalaşması halinde, özellikle sabah ezanı başta olmak üzere belirli saatlerde hoparlör kullanımı yasaklanacak.
Kabul edilen tasarı, gürültü kirliliğiyle mücadele adı altında camilerden yükselen ezan sesinin belirli desibel sınırlarının altında tutulmasını veya tamamen susturulmasını hedefliyor. Yasaya uymayan camilere ve din görevlilerine yüksek miktarlarda para cezası verilmesi öngörülüyor. Muhalif milletvekilleri, bu düzenlemenin çevre hassasiyetiyle değil, tamamen siyasi ve ideolojik gerekçelerle hazırlandığını savunuyor. Filistinli yetkililer ise kararın bölgedeki dini kimliği yok etme çabası olduğunu ifade ediyor.
Tasarının meclis genel kuruluna gelmesiyle birlikte hararetli tartışmalar yaşandı. Arap milletvekilleri tasarıyı protesto ederek kürsüde ezan okudu ve düzenlemenin ırkçı bir yaklaşım içerdiğini belirtti. İsrailli aşırı sağcı milletvekilleri ise uygulamanın yerleşim birimlerinde yaşayan vatandaşların huzurunu korumak amacıyla yapıldığını iddia ediyor. İnsan hakları örgütleri, bu adımın bölgedeki etnik ve dini gerilimi daha da tırmandıracağı konusunda uyarılarda bulunuyor.
Kudüs ve çevresinde ezan sesinin kısılmasına yönelik girişimler yeni bir olgu değil. Benzer yasa tasarıları 2016 ve 2018 yıllarında da gündeme getirilmiş ancak uluslararası kamuoyunun tepkisi ve iç siyasi dengeler nedeniyle yasalaşamamıştı. İsrail yönetimi, Doğu Kudüs'teki egemenlik iddialarını pekiştirmek adına uzun süredir bölgedeki İslami ve Hristiyan sembolleri üzerinde denetim kurmaya çalışıyor. Bu durum, Mescid-i Aksa başta olmak üzere kutsal mekanların statüsü üzerindeki tartışmaları sürekli canlı tutuyor.
Tasarının yasalaşabilmesi için ön okumanın ardından üç farklı kurul onayından daha geçmesi gerekiyor. Uzmanlar, yasanın nihai olarak kabul edilmesi durumunda Doğu Kudüs ve Batı Şeria'da kitlesel protestoların patlak verebileceğini öngörüyor. Ayrıca, uluslararası toplumun ve İslam dünyasının bu karara vereceği diplomatik tepkilerin, İsrail'in dış ilişkilerinde yeni kriz alanları yaratabileceği belirtiliyor.
Sonuç olarak, ezan sesini susturmayı amaçlayan bu yasa tasarısı, sadece dini bir ibadetin engellenmesi değil, aynı zamanda tarihi Kudüs coğrafyasındaki çok kültürlü yapının tehlikeye girmesi anlamına geliyor. Tasarının yasalaşma süreci, bölgedeki barış arayışlarına ve inanç özgürlüğüne vurulacak ciddi bir darbe olarak nitelendiriliyor. Gelişmeler, taraflar arasındaki güvensizliği derinleştirirken uluslararası kurumların sürece müdahil olup olmayacağı merakla bekleniyor.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.