
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Haaretz gazetesinin haberine göre İsrail yönetimi, olası takas süreçlerinde kullanmak amacıyla yaklaşık 1700 Filistinlinin cenazesini elinde tutuyor.
İsrail'in, çeşitli çatışmalarda hayatını kaybeden 1700'e yakın Filistinlinin naaşını 'pazarlık kozu' olarak alıkoyduğu iddiaları gündemdeki yerini koruyor. Haaretz gazetesinin ulaştığı veriler, bu uygulamanın sistematik bir devlet politikası haline geldiğini ve ailelerin cenazelerine ulaşma haklarının yıllardır engellendiğini ortaya koyuyor. İnsan hakları örgütleri ise bu durumu, uluslararası hukukun temel ilkelerine ve insani değerlere aykırı bir uygulama olarak nitelendirerek sert tepki gösteriyor.
İsrail makamları, cenazelerin tutulma gerekçesi olarak güvenlik endişelerini ve gelecekteki olası esir takaslarında birer 'değerli varlık' olarak kullanılmalarını öne sürüyor. Özellikle Hamas gibi grupların elindeki İsrailli asker veya vatandaşların serbest bırakılması karşılığında, bu naaşların bir takas kartı olarak masaya getirildiği biliniyor. Bu strateji, İsrail'in askeri ve siyasi arenada elini güçlendirmek için başvurduğu alışılagelmiş bir yöntem olsa da, cenazelerin ailelerine teslim edilmemesi derin bir toplumsal travmaya yol açıyor.
Filistinli aileler ve insan hakları savunucuları, cenazelerin iadesi için yıllardır İsrail yüksek mahkemelerinde mücadele veriyor. Ancak mahkemelerin çoğu zaman güvenlik gerekçelerini ön planda tutarak devlet lehine karar vermesi, sürecin tıkanmasına neden oluyor. İsrail'in bu tutumu, hem yerel hem de uluslararası kamuoyunda 'ölü bedenler üzerinden siyaset yapıldığı' eleştirilerini beraberinde getiriyor ve bölgedeki gerilimi daha da tırmandırıyor.
Cenevre Sözleşmeleri ve uluslararası insancıl hukuk, çatışmalarda hayatını kaybedenlerin naaşlarına saygı gösterilmesini ve ailelerine teslim edilmesini zorunlu kılıyor. Uzmanlar, İsrail'in bu uygulamasının uluslararası arenadaki imajını zedelediğini ve insani hukuk normlarını ihlal ettiğini vurguluyor. Birleşmiş Milletler raporlarında da defalarca dile getirilen bu konu, İsrail üzerindeki diplomatik baskının bir parçası olmaya devam ediyor.
Gelecekte, bölgedeki çatışmaların sona ermesi veya kapsamlı bir barış sürecinin başlaması durumunda, bu naaşların iadesinin en öncelikli insani gündem maddelerinden biri olması bekleniyor. Ancak mevcut siyasi iklimde, taraflar arasındaki güvensizlik ortamı ve uzlaşmazlık, cenazelerin ailelerine kavuşma sürecini oldukça zorlaştırıyor. Uluslararası toplumun bu konuda daha somut adımlar atması, ailelerin yas sürecini tamamlayabilmeleri için tek yol olarak görülüyor.
Özetle, İsrail'in 1700 Filistinlinin cenazesini elinde tutması, bölgesel çatışmanın sadece yaşayanlar üzerinde değil, ölenler üzerinde de nasıl bir tahakküm kurduğunu gösteriyor. Cenazelerin pazarlık konusu haline getirilmesi, hem insani hem de etik açıdan bölgede büyük bir yara açmaya devam ediyor. Bu durumun çözümü, yalnızca siyasi bir takastan ziyade, temel insan haklarına ve onuruna duyulan saygının yeniden tesis edilmesine bağlıdır.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.