
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

İsrail güçlerinin ve yerleşimcilerin yılın ilk altı ayında gazetecilere yönelik gerçekleştirdiği 467 ihlalde 8 Filistinli gazeteci yaşamını yitirdi. Bölgedeki basın özgürlüğü ve gazetecilerin güvenliği üzerindeki tehditler ciddi boyutlara ulaştı.
İşgal altındaki Batı Şeria ve Gazze Şeridi'nde görev yapan basın mensupları, yılın ilk yarısında benzeri görülmemiş bir baskı ve şiddet dalgasıyla karşı karşıya kaldı. İsrail ordusu ve bölgedeki yasa dışı yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen 467 farklı ihlal, bölgede gazetecilik faaliyetlerinin ne denli zorlu koşullar altında yürütüldüğünü gözler önüne seriyor. Bu süreçte 8 Filistinli gazeteci, görevleri başındayken veya doğrudan hedef alınarak hayatlarını kaybetti.
Gazetecilere yönelik ihlaller, sadece fiziksel saldırılarla sınırlı kalmıyor; keyfi tutuklamalar, basın kartlarına el konulması, ekipmanların tahrip edilmesi ve haber takibi yapmanın engellenmesi gibi çok çeşitli yöntemlerle devam ediyor. Uluslararası kuruluşların raporlarına göre, İsrail güçleri sahada görev yapan muhabirleri 'güvenlik riski' gerekçesiyle hedef alıyor. Bu durum, sahadaki gerçeklerin dünyaya duyurulmasını engellemeye yönelik sistemli bir sansür mekanizmasının parçası olarak görülüyor.
Filistinli gazeteciler, çatışma bölgelerinde üzerlerinde 'PRESS' ibareli yelekler bulunmasına rağmen defalarca hedef haline geliyor. Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) ve Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) gibi örgütler, bölgedeki can kayıplarının uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu defalarca dile getirdi. Ancak, sahadaki durumun her geçen gün daha da kötüleşmesi, gazetecilerin çalışma alanlarını birer 'ölüm bölgesine' dönüştürmüş durumda.
İsrail'in basın mensuplarına yönelik tutumu, aslında on yıllardır süregelen bir kısıtlama politikasının zirve noktasıdır. Geçmiş yıllarda da gazetecilerin hedef alındığı birçok olay yaşanmış, ancak son dönemde kullanılan orantısız güç kullanımı, basın özgürlüğüne yönelik saldırıları yeni bir boyuta taşıdı. Bölgedeki haber akışının kesilmesi veya manipüle edilmesi, uluslararası toplumun yaşanan trajedilere olan ilgisini de doğrudan etkiliyor.
Bu saldırıların devam etmesi, bölgedeki insan hakları ihlallerinin belgelenmesini imkansız hale getirme riski taşıyor. Gazetecilerin sahada olmaması, uluslararası hukuk mekanizmalarının devreye girmesini geciktirirken, gerçeğin üzerinin örtülmesine neden oluyor. Uluslararası kamuoyunun, basın mensuplarının korunması noktasında İsrail'e yönelik daha somut yaptırımlar uygulaması beklentisi, dünya genelindeki meslek örgütleri tarafından dile getiriliyor.
Yılın ilk yarısında yaşanan 467 ihlal ve 8 gazetecinin kaybı, sadece istatistiksel bir veri değil, aynı zamanda insani bir dramdır. Basın özgürlüğü, demokrasinin ve adaletin temel taşıyıcılarından biridir; bu hakkın gasp edilmesi, tüm insanlık için büyük bir kayıptır. Hayatını kaybeden gazetecilerin anıları, bölgedeki gerçekleri dünyaya duyurma mücadelesinde birer sembol haline gelmiştir.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.