
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Yunanistan'ın önde gelen gazetelerinden Kathimerini, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması'nın Atina'nın bölgesel planları üzerindeki etkilerini analiz etti.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'daki jeopolitik dengeleri yeniden şekillendiriyor. Yunanistan'ın saygın yayın organlarından Kathimerini'de yer alan analizde, bu savunma iş birliğinin Atina'nın bölgedeki stratejik hedefleri ve diplomatik manevra alanı üzerinde önemli baskılar oluşturabileceği vurgulanıyor. Söz konusu anlaşma, sadece bir askeri pakt olmanın ötesinde, bölgesel aktörlerin yeni ittifak arayışlarının bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
Kathimerini gazetesinin değerlendirmesine göre, Türkiye’nin bölgesel savunma mimarisindeki ağırlığını artırması, Yunanistan’ın son yıllarda kurduğu bölgesel ittifak sistemini zayıflatma potansiyeli taşıyor. Pakistan ve Suudi Arabistan gibi iki önemli İslam ülkesiyle askeri iş birliğini derinleştiren Ankara, bu hamleyle hem lojistik hem de operasyonel anlamda yeni bir güç bloğunun merkezine yerleşiyor. Uzmanlar, bu anlaşmanın sadece savunma sanayii iş birliğini değil, aynı zamanda istihbarat paylaşımı ve ortak tatbikatlar gibi kritik alanları da kapsadığını belirtiyor.
Yunan dış politikası, uzun süredir Doğu Akdeniz'de Türkiye’yi çevreleme stratejisi üzerine kurulu bir yapı izlemekteydi. Ancak Mekke Anlaşması, bu çevreleme girişimlerinin karşısında daha geniş bir coğrafi eksende Türkiye’nin elini güçlendiriyor. Kathimerini, özellikle Suudi Arabistan'ın Türkiye ile olan savunma iş birliğini, Yunanistan'ın Körfez ülkeleriyle geliştirmeye çalıştığı yakın ilişkiler açısından bir 'dengeleyici unsur' olarak görüyor. Bu durum, Atina’nın bölgesel güvenlik mimarisi tasavvurunda ciddi bir revizyona gitmesi gerekliliğini ortaya koyuyor.
Tarihsel olarak Türkiye ile Pakistan arasındaki askeri ilişkiler 'kardeşlik' seviyesinde yürütülürken, Suudi Arabistan ile olan ilişkilerde dönemsel dalgalanmalar yaşanmıştı. Mekke Anlaşması, bu ilişkilerin kurumsal bir savunma çatısı altına alınması bakımından bir dönüm noktası olarak kabul ediliyor. Bölgesel uzmanlar, 1980’li yıllardan bu yana süregelen ikili savunma anlaşmalarının yerini, artık çok taraflı ve daha esnek bir yapının aldığını ifade ediyor. Bu geçiş süreci, Yunanistan'ın bölgedeki diplomatik yalnızlaşma korkusunu da tetikliyor.
Önümüzdeki süreçte, bu üçlü yapının bölgedeki diğer aktörleri de içine alıp almayacağı merak konusu. Eğer Mekke Anlaşması genişletilmiş bir güvenlik konseptine evrilirse, Doğu Akdeniz'den Hint Okyanusu'na uzanan bir hatta Türkiye'nin etkisi belirgin şekilde artacak. Bu durum, Yunanistan'ın Avrupa Birliği ve ABD üzerinden yürüttüğü güvenlik politikalarını daha zorlu bir sınavla karşı karşıya bırakabilir. Atina'nın bu yeni gerçekliğe uyum sağlamak için diplomatik hamlelerini hızlandırması ve bölgesel ortaklıklarını yeniden gözden geçirmesi bekleniyor.
Özetle, Mekke Anlaşması sadece askeri bir mutabakat değil, aynı zamanda bölgesel bir güç projeksiyonudur. Yunanistan'ın bu gelişmeyi yakından takip etmesi ve kendi güvenlik politikalarını bu yeni bloklaşma eksenine göre güncellemesi, önümüzdeki dönemin en önemli gündem maddelerinden biri olmaya aday. Bölgesel istikrarın korunması adına, bu tarz ittifakların nasıl bir denge unsuru oluşturacağı ise zamanla netleşecek.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.