
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Avrupa Parlamentosu’nun KKTC ve Türkiye’nin ada üzerindeki varlığına yönelik eleştirilerine sert tepki gösterdi. Bahçeli, Kıbrıs Türk halkının geleceğinin dış müdahalelerle değil, kendi iradesiyle belirleneceğini vurguladı.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Kıbrıs politikasına ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) uluslararası alandaki faaliyetlerine yönelik eleştirilerine karşı net bir duruş sergiledi. Bahçeli, Kıbrıs Türk halkına 'azınlık' statüsü dayatan ve Türkiye'nin adadaki meşru haklarını hedef alan yaklaşımların kabul edilemez olduğunu belirtti. Özellikle AB merkezli kurumların, KKTC'nin Türk Devletleri Teşkilatı ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda güçlenen ilişkilerinden duyduğu rahatsızlığı 'siyaseten hükümsüz' olarak nitelendirdi.
Bahçeli’nin açıklamaları, Kıbrıs meselesinin sadece bir toprak sorunu değil, aynı zamanda egemenlik ve bölgesel irade meselesi olduğunu vurguluyor. Avrupa Parlamentosu’nun Kıbrıs Türklerine yönelik bakış açısının, adadaki gerçeklerle örtüşmediğini savunan MHP lideri, Brüksel'in Ada üzerindeki siyasi tasarımlarının Türkiye için bir hükmü olmadığını ifade etti. İradenin merkezinin Ankara ve Lefkoşa olduğunu vurgulayan bu yaklaşım, Türkiye'nin 'iki devletli çözüm' modeline olan bağlılığını bir kez daha ortaya koyuyor.
KKTC'nin son yıllarda Türk Devletleri Teşkilatı'nda gözlemci üye statüsü kazanması, uluslararası diplomatik alanda önemli bir dönüm noktası olarak görülüyor. Ancak bu süreç, Avrupa Birliği ve bazı Batılı devletler nezdinde eleştirilere maruz kalmaya devam ediyor. Bahçeli, bu tür dış baskıların Kıbrıs Türklerinin haklı mücadelesini durduramayacağını, aksine Türkiye ile KKTC arasındaki entegrasyonu güçlendireceğini savunuyor. Bölgedeki diplomatik çekişmeler, uluslararası hukukun yorumlanması noktasında taraflar arasında derin uçurumlar olduğunu gösteriyor.
Kıbrıs meselesi, 1974 Barış Harekatı'ndan bu yana Türkiye'nin dış politikasının en kritik başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Geçtiğimiz yıllarda Annan Planı gibi çözüm arayışları sonuçsuz kalırken, Türkiye ve KKTC, federasyon modelinden ziyade egemen eşitliğe dayalı iki devletli çözümü resmi devlet politikası haline getirdi. Bu değişim, AB'nin adaya yönelik tek taraflı yaklaşımıyla doğrudan çatışıyor. Geçmişteki müzakere süreçlerinin tıkanıklığı, bugün gelinen noktada Türkiye'nin daha kararlı bir dış politika izlemesine zemin hazırladı.
Önümüzdeki dönemde, Kıbrıs üzerindeki uluslararası baskıların devam etmesi beklenirken, Türkiye'nin KKTC'yi uluslararası platformlarda daha fazla görünür kılma çabası sürecek. Bu durum, Türkiye-AB ilişkilerinde zaman zaman sürtüşmelere neden olsa da, Ankara'nın 'Mavi Vatan' doktrini çerçevesinde adadaki haklarından vazgeçmeyeceği görülüyor. Bölgedeki enerji kaynakları ve jeopolitik konum, Kıbrıs'ı gelecekte de küresel güçlerin rekabet alanı olmaya devam ettirecek.
Özetle, Devlet Bahçeli'nin açıklamaları, Türkiye'nin Kıbrıs politikasında bir değişiklik olmayacağının ve dış dayatmalara karşı duruşun süreceğinin bir yansımasıdır. Kıbrıs Türklüğünün geleceğinin ada halkının ve Türkiye'nin iradesinde olduğu vurgusu, önümüzdeki süreçte de dış politikanın ana eksenini oluşturmaya devam edecektir.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.