
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom, Zaporijya Nükleer Güç Santrali'ne düzenlenen insansız hava aracı saldırısında 4 santral çalışanının yaralandığını duyurdu. Olay, bölgedeki nükleer güvenlik endişelerini bir kez daha tırmandırdı.
Rusya Devlet Nükleer Enerji Kuruluşu Rosatom Genel Müdürü Aleksey Likhachev, Zaporijya Nükleer Güç Santrali’nde görevli 4 çalışanın, Ukrayna ordusuna ait insansız hava araçları (İHA) tarafından bırakılan mayınlar nedeniyle yaralandığını açıkladı. Bölgede devam eden çatışmaların nükleer tesislerin güvenliği üzerindeki doğrudan tehdidi, bu son olayla birlikte yeniden uluslararası gündemin ilk sıralarına taşındı. Santral yönetimi, yaralıların sağlık durumlarına ilişkin detaylı bilgi vermezken, tesisin operasyonel güvenliğinin sağlanması adına acil önlemlerin alındığını belirtti.
Rosatom tarafından yapılan açıklamada, İHA’ların doğrudan tesisin lojistik hatlarını ve personel hareket alanlarını hedef aldığına dikkat çekildi. Nükleer bir tesise yönelik bu tür bir saldırı, sadece çalışanların güvenliğini tehlikeye atmakla kalmıyor, aynı zamanda reaktörlerin soğutma sistemleri ve radyasyon koruma mekanizmaları için de ciddi bir risk oluşturuyor. Uzmanlar, nükleer santrallerin çevresindeki askeri hareketliliğin, olası bir kaza veya sızıntı durumunda müdahale imkanlarını kısıtladığını vurguluyor.
Zaporijya Nükleer Güç Santrali, Rusya-Ukrayna savaşının başından bu yana askeri gerilimin merkezinde yer alıyor. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), defalarca taraflara çağrıda bulunarak santralin askerden arındırılmış bir bölge olması gerektiğini savunmuştu. Ancak sahadaki mevcut durum, tesisin aktif bir çatışma bölgesinde kalmaya devam ettiğini ve güvenlik protokollerinin sürekli ihlal edildiğini gösteriyor.
Santral, savaşın başlangıcından bu yana birçok kez enerji hatlarının kesilmesi, İHA saldırıları ve personel üzerindeki baskılarla gündeme geldi. Özellikle elektrik kesintileri, reaktörlerin soğutulması için hayati önem taşıyan yedek güç sistemlerini riske atıyor. Geçmişte yaşanan benzer olaylar, bölgedeki nükleer kriz riskinin ne kadar kırılgan olduğunu kanıtlar nitelikte.
Bu tür saldırıların devam etmesi, bölgedeki nükleer güvenlik mimarisinin tamamen çökmesine yol açabilir. Eğer taraflar arasında acil bir ateşkes veya tesis çevresinde güvenli bir koridor oluşturulamazsa, Avrupa'nın en büyük nükleer santralinde yaşanabilecek bir kaza sadece yerel değil, kıtasal boyutta bir felaketi tetikleyebilir. Uluslararası toplumun, nükleer tesislerin askeri hedef olmaktan çıkarılması için daha etkin bir diplomasi yürütmesi bekleniyor.
Zaporijya'daki son olay, nükleer güvenliğin savaşın insafına bırakılamayacak kadar hassas bir konu olduğunu bir kez daha hatırlattı. Rosatom’un açıklamaları, bölgedeki gerilimin düşürülmesi çağrısını güçlendirirken, tarafların uluslararası hukuk kurallarına uyması gerektiği gerçeği önemini koruyor.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.