
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

ABD Başkanı Donald Trump, İran ile yürütülen diplomatik süreçte yeni bir yaklaşım benimseyerek, müzakerelerin kamuoyundan uzak ve sessiz bir şekilde devam ettiğini açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile olan gerilimli ilişkilerde stratejik bir değişim sinyali vererek, taraflar arasındaki müzakerelerin artık daha sessiz bir atmosferde yürütüldüğünü ifade etti. Geçmiş dönemdeki yüksek sesli retorik ve sosyal medya üzerinden verilen mesajların aksine, mevcut sürecin kapalı kapılar ardında sürdürülmesi, Washington'ın Orta Doğu politikasında farklı bir yol izlediğini gösteriyor. Bu yaklaşım, tarafların kamuoyu baskısı olmaksızın daha esnek hareket etmesine olanak tanımayı amaçlıyor.
Trump yönetimi, göreve geldiğinden bu yana İran'a yönelik 'maksimum baskı' politikasıyla biliniyordu. Ancak son dönemde gelen bu sessiz diplomasi açıklaması, özellikle bölgesel istikrar ve nükleer mutabakat arayışları bağlamında dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu değişikliğin arkasında, İran'ın iç dinamikleriyle doğrudan temas kurma ve gerilimi tırmandırmadan çözüme ulaşma çabası olabileceğini savunuyor.
Sessiz diplomasi, genellikle üçüncü tarafların arabuluculuğu veya istihbarat kanallarının kullanımıyla yürütülen karmaşık bir süreçtir. Bu yöntem, her iki tarafın da kendi iç kamuoyuna karşı taviz vermiş gibi görünmeden, stratejik çıkarlarını korumasına imkan tanır. Trump'ın 'sessizce yürütüyoruz' ifadesi, perde arkasında yürütülen bu görüşmelerin belirli bir olgunluğa ulaştığının ya da ciddi bir mutabakat arayışının ilk somut işareti olarak yorumlanabilir.
ABD ve İran arasındaki ilişkiler, 1979 yılından bu yana inişli çıkışlı bir seyir izlemiştir. Özellikle 2015 Nükleer Anlaşması'nın imzalanması ve ardından 2018'de ABD'nin bu anlaşmadan tek taraflı çekilmesi, iki ülke arasındaki güvensizliği zirveye taşımıştı. Tarihsel süreç, her iki tarafın da doğrudan çatışmadan ziyade, kontrollü bir gerilim stratejisini tercih ettiğini gösteriyor. Trump'ın bu yeni yaklaşımı, bu kırılgan tarihsel mirası yönetme çabası olarak görülebilir.
Bu sürecin gelecekteki en önemli etkisi, Orta Doğu'daki vekalet savaşlarının ve enerji rotalarındaki gerilimin azalması olabilir. Eğer sessiz diplomasi somut bir anlaşmaya evrilirse, bu durum küresel piyasalarda enerji fiyatlarının dengelenmesine ve bölgesel aktörlerin tutumlarının değişmesine yol açacaktır. Diplomatik kanalların açık tutulması, beklenmedik bir askeri çatışma riskini azaltan en önemli faktör olarak öne çıkıyor.
Özetle, ABD Başkanı Trump'ın İran ile müzakereleri sessizce yürütme kararı, dış politikada pragmatik bir değişimin habercisi olabilir. Kamuoyu önündeki söylemlerin yerini alan bu sessizlik, iki ülkenin de nihai bir çözüm için gerekli olan güven zeminini oluşturmaya çalıştığını gösteriyor. Sürecin başarısı, tarafların ne kadar taviz verebileceğine ve bölgesel dengelerin korunmasına bağlı olacak.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.