
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Türkiye, Mısır ve Katar, Gazze'de artan sivil kayıplar ve uluslararası hukukun ihlali gerekçesiyle İsrail'in operasyonlarına karşı ortak bir duruş sergiledi.
Türkiye, Mısır ve Katar, Gazze Şeridi'nde yaşanan insani krizi ve sivil kayıpların ulaştığı boyutu değerlendirmek üzere bir araya gelerek ortak bir tepki metni yayımladı. Üç ülke, uluslararası hukukun temel prensiplerinin hiçe sayıldığına vurgu yaparak, sivil yerleşim yerlerinin hedef alınmasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Bu diplomatik adım, bölgedeki gerilimin düşürülmesi ve ateşkes çağrılarının küresel ölçekte karşılık bulması adına kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Yapılan ortak açıklamada, İsrail'in askeri operasyonlarının orantısız güç kullanımı sınırlarını aştığı ve sivil halkın temel yaşam haklarını ihlal ettiği vurgulandı. Özellikle hastaneler, okullar ve sığınma merkezlerine yönelik saldırıların, Cenevre Sözleşmeleri ve uluslararası insancıl hukuk kuralları çerçevesinde savaş suçu teşkil edebilecek nitelikte olduğu ifade edildi. Bölgesel aktörler, uluslararası toplumun bu ihlaller karşısında sessiz kalmasının, bölgedeki istikrarsızlığı derinleştirdiğini savundu.
Mısır ve Katar, çatışmaların başladığı ilk günden itibaren taraflar arasında arabuluculuk faaliyetlerini yürüten iki temel aktör olarak öne çıkıyor. Türkiye ise insani yardımların ulaştırılması ve siyasi çözüm süreçlerinin işletilmesi konusunda aktif bir diplomasi trafiği yürütüyor. Bu üç ülkenin ortak bir paydada buluşması, Orta Doğu'daki krizin çözümünde bölgesel sahiplenmenin ve iş birliğinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Gazze'deki çatışmaların bölgesel bir savaşa evrilme riski, komşu ülkeler ve bölge devletleri için en büyük güvenlik endişesi olmaya devam ediyor. Özellikle insani dramın yarattığı göç dalgaları ve radikalleşme eğilimleri, bölgenin sosyo-politik dokusunu doğrudan etkiliyor. Uzmanlar, Türkiye, Mısır ve Katar arasındaki bu koordinasyonun, bölge ülkelerinin kendi sorunlarını çözme iradesi açısından önemli bir örnek teşkil ettiğini belirtiyor.
Önümüzdeki süreçte, bu üç ülkenin öncülüğünde uluslararası kuruluşlar nezdinde daha baskın bir diplomasi yürütülmesi bekleniyor. Ortak açıklamanın ardından, birleşmiş bir bölgesel sesin, İsrail üzerindeki diplomatik baskıyı artıracağı ve tarafları kalıcı bir ateşkes masasına oturtma ihtimalini güçlendireceği öngörülüyor. Ancak, sahadaki askeri hareketliliğin sürdüğü bir ortamda, diplomatik çözümün ne kadar hızlı sonuç vereceği belirsizliğini koruyor.
Sonuç olarak, Türkiye, Mısır ve Katar'ın ortak tutumu, insani değerlerin ve uluslararası hukukun korunması adına atılmış stratejik bir adımdır. Bölgesel barışın tesisi için tarafların sorumluluk alması, krizin daha fazla derinleşmesini önlemek adına hayati önem taşıyor. Uluslararası toplumun, bu üç ülkenin çağrısına ne ölçüde yanıt vereceği, önümüzdeki günlerde netleşecek olan diplomasi trafiği ile şekillenecektir.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.