
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan 'Ortak Savunma Anlaşması', bölgesel güvenlik mimarisinde yeni bir dönemi işaret ediyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, anlaşmanın kapsayıcı olduğunu ve bölgesel istikrara katkı sunmak isteyen tüm ülkelere açık olduğunu vurguladı.
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan 'Ortak Savunma Anlaşması', Orta Doğu ve Güney Asya eksenindeki güvenlik stratejilerinde önemli bir değişimin habercisi niteliğinde. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, anlaşmanın temel amacının kolektif caydırıcılığı güçlendirmek olduğunu belirterek, bu girişimin hiçbir üçüncü ülkeyi hedef almadığını açıkça ifade etti. Bölgesel barışın korunması adına atılan bu adım, savunma sanayii ve askeri eğitim alanında üç ülke arasındaki iş birliğini derinleştirmeyi hedefliyor.
İmzalanan anlaşma, sadece askeri bir savunma paktı olmanın ötesinde, istihbarat paylaşımı, ortak tatbikatlar ve savunma teknolojileri transferi gibi çok katmanlı bir yapı üzerine inşa ediliyor. Özellikle savunma sanayii alanında Türkiye'nin sahip olduğu tecrübenin, bölgedeki ortaklarla paylaşılması planlanıyor. Bu iş birliği, bölgesel aktörlerin kendi kendine yetebilen bir savunma mekanizması geliştirmesini amaçlarken, dış tehditlere karşı da daha dirençli bir yapı oluşturmayı hedefliyor.
Üç ülke arasındaki bu mutabakat, İslam dünyasının iki önemli merkezi ile Türkiye'nin jeopolitik gücünü aynı potada eritiyor. Uzmanlar, bu tür bölgesel paktların küresel güç dengelerinin değiştiği bir dönemde, yerel aktörlerin inisiyatif alması açısından kritik olduğunu belirtiyor. Pakistan'ın Güney Asya'daki stratejik konumu ile Suudi Arabistan'ın bölgedeki ekonomik ve siyasi ağırlığı, Türkiye'nin savunma kapasitesiyle birleştiğinde yeni bir denge unsuru oluşturuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'kardeş ülkelere açık' vurgusu, bu anlaşmanın sadece üç ülke ile sınırlı kalmayabileceğini, ilerleyen dönemlerde bölgedeki diğer ülkelerin de katılımıyla genişleyebilecek bir güvenlik şemsiyesine dönüşebileceğini gösteriyor. Bölgesel istikrarın tesisi için diplomatik kanalların açık tutulması ve güven artırıcı önlemlerin alınması, anlaşmanın uygulanabilirliği açısından hayati önem taşıyor.
Geçmiş yıllarda bölgede yaşanan çatışmalar ve güvenlik boşlukları, ülkeleri daha yakın savunma iş birliklerine iten temel faktörler arasında yer alıyor. Özellikle 2000'li yıllardan bu yana savunma sanayii alanında atılan yerli ve milli adımlar, Türkiye'nin dış politikada daha aktif bir rol oynamasına olanak sağladı. Bu anlaşma da aslında Türkiye'nin savunma diplomasisinde elde ettiği birikimin bir sonucu olarak değerlendirilebilir.
Bu anlaşmanın önümüzdeki süreçte savunma sanayii ihracatında artışa ve ortak teknoloji geliştirme projelerine kapı aralaması bekleniyor. Bölgesel güvenlik mimarisi üzerinde uzun vadede etkili olması öngörülen bu girişim, aynı zamanda ülkeler arası ekonomik entegrasyonu da hızlandıracak bir katalizör görevi görebilir.
Sonuç itibarıyla, Türkiye'nin öncülük ettiği bu savunma girişimi, bölgesel barışa katkı sunma vizyonuyla atılmış stratejik bir adımdır. Kapsayıcı yapısı ve caydırıcılık temelli yaklaşımıyla dikkat çeken bu anlaşma, önümüzdeki dönemde bölgenin güvenlik parametrelerini yeniden şekillendirebilir.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.