
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Mühendisler Luis Wenus ve Robert Lukoszko, ticari İHA'ların yüz tanıma ve nesne tespiti teknolojileriyle belirli bir kişiyi otonom olarak takip edebildiğini göstererek güvenlik tartışmalarını alevlendirdi.
Teknoloji dünyası, yapay zekanın insansız hava araçlarına (İHA) entegre edilmesiyle ortaya çıkan yeni bir güvenlik gerçeğiyle karşı karşıya. Mühendisler Luis Wenus ve Robert Lukoszko tarafından yürütülen bir çalışma, halihazırda piyasada kolaylıkla satın alınabilen ticari İHA'ların, uygun yazılım güncellemeleriyle belirli bir kişiyi otonom olarak tespit edip takip edebildiğini gözler önüne serdi. Bu gelişme, kişisel gizlilik ve güvenlik kavramlarının yeniden tanımlanması gerektiğini savunuyor.
Söz konusu sistem, İHA'nın üzerindeki kameralardan gelen görüntülerin, gerçek zamanlı olarak bir yapay zeka modeli tarafından işlenmesi esasına dayanıyor. Nesne tespiti ve gelişmiş yüz tanıma algoritmaları, hedeflenen kişinin karakteristik özelliklerini anlık olarak analiz ediyor. İHA, GPS verisine bağımlı kalmadan, sadece görsel veriyi kullanarak hareket halindeki hedefi kilometrelerce takip edebiliyor ve bu süreçte herhangi bir insan müdahalesine ihtiyaç duymuyor.
Bu tür teknolojilerin sivil kullanıma açık olması, ciddi etik ve hukuki tartışmaları beraberinde getiriyor. Özellikle taciz, takip veya mahremiyet ihlalleri gibi durumlarda, bu sistemlerin kötü niyetli kişiler tarafından istismar edilmesi büyük bir risk oluşturuyor. Uzmanlar, mevcut havacılık düzenlemelerinin bu tür otonom yeteneklere sahip cihazları denetlemekte yetersiz kaldığını vurgulayarak, acil yasal düzenleme çağrısında bulunuyor.
Geçmişte İHA'lar, sadece uzaktan kumanda ile yönetilen hobi cihazları olarak görülüyordu. Ancak yapay zekanın ucuzlaması ve yazılım kütüphanelerinin herkesin erişimine açılması, bu cihazların 'akıllı' sistemlere dönüşmesini sağladı. Daha önce sadece askeri teknolojilerde görülen hedef takip yeteneklerinin, bugün amatör bir mühendislik çalışmasıyla ticari cihazlara aktarılabilmesi, teknolojinin demokratikleşmesinin karanlık yüzünü temsil ediyor.
Bu projenin en dikkat çekici yanı, kullanılan donanımların tamamen standart parçalardan oluşmasıydı. Özel bir askeri teknolojiye ihtiyaç duymadan, piyasadaki popüler bir drone modelinin yazılımını modifiye ederek bu yeteneğin kazandırılması, güvenlik duvarlarının ne kadar savunmasız olduğunu gösteriyor. Yazılımın açık kaynak kodlu olması, benzer sistemlerin dünyanın herhangi bir yerinde kolayca kopyalanabileceği anlamına geliyor.
Gelecekte, İHA'ların otonom yeteneklerini kısıtlayan 'geo-fencing' (coğrafi sınırlama) benzeri yazılımsal engellerin artması bekleniyor. Ayrıca, bu tür cihazları tespit eden ve sinyallerini karartan 'anti-drone' teknolojilerinin bireysel düzeyde yaygınlaşması, bir güvenlik yarışını tetikleyebilir. Hükümetlerin, drone yazılımlarını lisanslama veya belirli algoritmaların kullanımını yasaklama gibi adımlar atması kaçınılmaz görünüyor.
Özetle, yapay zeka destekli İHA'ların bireyleri otonom olarak takip edebilmesi, teknolojik gelişmenin hızına yasal düzenlemelerin yetişemediğini kanıtlıyor. Güvenlik ve özgürlük arasındaki dengenin korunması için hem üreticilerin hem de kanun yapıcıların, bu tür sistemlerin kötüye kullanımını önleyecek katı güvenlik protokollerini devreye alması büyük önem taşıyor.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.