
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Yargıtay, eşlerden birinin diğerine sürekli olarak 'seninle evlendiğime pişmanım' demesini duygusal şiddet ve onur kırıcı davranış kapsamında değerlendirerek boşanma nedeni saydı.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, aile hukukunu yakından ilgilendiren kritik bir karara imza attı. Eşlerden birinin diğerine yönelik sarf ettiği 'seninle evlendiğime pişmanım' ifadesi, artık boşanma davalarında 'duygusal şiddet' ve 'onur kırıcı davranış' olarak kabul ediliyor. Bu kararla birlikte, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına dair hukuki argümanlar arasına sözlü şiddetin yeni bir boyutu eklenmiş oldu.
Türk Medeni Kanunu'na göre boşanma nedenleri arasında yer alan 'evlilik birliğinin temelden sarsılması' kavramı, geniş bir yoruma sahip olsa da, Yargıtay'ın bu son kararı sınırları netleştiriyor. Mahkeme, sürekli tekrarlanan pişmanlık ifadelerinin karşı taraf üzerinde yarattığı psikolojik baskıyı, onur kırıcı bir tutum olarak nitelendirdi. Hukukçulara göre, bu tür ifadeler eşin kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği için kusurlu davranış olarak tanımlanıyor.
Aile danışmanları ve psikologlar, evlilik içindeki iletişim kopukluklarının zamanla duygusal şiddete evrildiğine dikkat çekiyor. 'Seninle evlendiğime pişmanım' cümlesi, sadece anlık bir öfke patlaması değil, süregelen bir değersizleştirme süreci olarak görülüyor. Yargıtay'ın bu kararı, evlilik birliğinde saygı sınırının korunması gerektiğini ve sözlü ifadelerin hukuki sonuçlar doğurabileceğini hatırlatıyor.
Yargıtay'ın geçmiş kararları incelendiğinde, sözlü hakaretlerin ve küçük düşürücü ifadelerin boşanma davalarında 'kusur' olarak değerlendirildiği biliniyor. Ancak 'pişmanım' ifadesinin bu denli keskin bir şekilde duygusal şiddet kategorisine alınması, boşanma davalarındaki ispat süreçlerini de etkileyecek. Artık mahkemeler, sadece fiziksel şiddeti değil, partnerin onurunu zedeleyen sözlü ifadeleri de boşanmanın temel gerekçesi olarak görebilecek.
Bu kararın, önümüzdeki dönemde açılacak olan boşanma davalarında 'kusur oranlarının' belirlenmesinde belirleyici olması bekleniyor. Eşlerin birbirlerine yönelik kullandıkları ifadelerin hukuki bir yansıması olduğunun tescillenmesi, aile içi iletişim dilinde daha kontrollü bir dönemi beraberinde getirebilir. Hukukçular, bu kararın evliliklerdeki sözlü şiddetin azalmasına dolaylı bir katkı sağlayabileceği görüşünde.
Özetle, Yargıtay'ın bu kararı, evlilik birliğinin temelini oluşturan saygı ve sevgi bağının sözlü ifadelerle nasıl zedelenebileceğini ortaya koyuyor. Hukuk sisteminin, bireylerin psikolojik bütünlüğünü koruma konusundaki hassasiyeti, aile hukukunun geleceği açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.