
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kişisel temizliğine özen göstermeyen ve çevreye rahatsızlık veren eşin boşanma davasında 'tam kusurlu' olduğuna hükmetti. Karar, 360 bin liralık tazminat yükümlülüğünü onadı.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, evlilik birliğinin temelden sarsılmasına neden olan kişisel bakım eksikliği konusuna ilişkin dikkat çekici bir karara imza attı. Yerel mahkemenin, eşinin uyarılarına rağmen kişisel temizliğine dikkat etmeyen ve ter kokusuyla ev içinde huzursuzluğa yol açan kocayı 'tam kusurlu' bulduğu dava, yüksek mahkeme tarafından onandı. Bu karar, evlilik birliğinde tarafların birbirine karşı sorumluluklarının sadece fiziksel değil, aynı zamanda kişisel hijyen gibi temel yaşam pratiklerini de kapsadığını bir kez daha tescillemiş oldu.
Boşanma davası sürecinde, davacı eşin, kocasının kişisel bakımını ihmal etmesi ve bu durumun sosyal yaşamlarını olumsuz etkilemesi nedeniyle defalarca uyarıda bulunduğu ancak sonuç alamadığı belirtildi. Yerel mahkeme, bu durumu 'kişilik haklarına saldırı' ve 'evlilik birliğinin temelden sarsılması' kapsamında değerlendirerek kocayı tam kusurlu buldu. Yargıtay ise dosyayı inceledikten sonra, tarafların birbirine karşı özen borcu olduğunu belirterek, 360 bin liralık maddi ve manevi tazminat kararını hukuka uygun buldu.
Aile hukuku uzmanları, evlilik birliğinin taraflara birbirlerine karşı sevgi, saygı ve sadakat yükümlülüğü getirdiğini hatırlatıyor. Kişisel temizlik konusu, genellikle bireysel bir tercih gibi görünse de, ortak yaşam alanında diğer eşi rahatsız edecek boyuta ulaştığında bu, 'ortak hayatı çekilmez hale getiren bir davranış' olarak nitelendiriliyor. Bu emsal karar, temizlik gibi temel alışkanlıkların ihmal edilmesinin, boşanma davalarında tazminat yükümlülüğü doğurabileceğini hukuki olarak kesinleştiriyor.
Türk yargısı, geçmişte de benzer şekilde 'sadakatsizlik', 'hakaret' veya 'ilgisizlik' gibi gerekçelerle boşanma davalarını karara bağlamıştı. Ancak kişisel hijyenin doğrudan bir kusur nedeni olarak kabul edilip tazminata bağlanması, mahkemelerin sosyal gerçeklikleri ve yaşam kalitesini koruma konusundaki hassasiyetini gösteriyor. Geçmiş yıllarda benzer durumlarda mahkemeler, davranışın sürekliliğine ve eşin bu konuda uyarılıp uyarılmadığına bakarak karar vermekteydi.
Bu kararın, boşanma davalarında kusur oranlarının belirlenmesi noktasında bir milat olması bekleniyor. Artık kişiler, evlilik birliği içerisinde birbirlerinin yaşam kalitesini düşüren davranışlardan kaçınmak zorunda olduklarını daha net kavrayacaklar. Hukukçular, bu tür kararların kişisel sorumluluk bilincini artıracağını ve ev içi huzurun korunması adına bir caydırıcılık oluşturabileceğini belirtiyor.
Sonuç olarak, Yargıtay'ın bu kararı, evlilikte tarafların birbirlerine karşı olan sorumluluklarının sınırlarını çizen önemli bir emsal teşkil ediyor. Kişisel temizlik ve bakımın, sadece şahsi bir mesele değil, aynı zamanda evlilik birliğinin sağlıklı yürütülmesi için gerekli bir nezaket kuralı olduğu bir kez daha vurgulanmış oldu.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.