
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Yunanistan'ın önde gelen yayın organlarından Kathimerini, Türkiye'nin Balkan coğrafyasındaki artan diplomatik ve kültürel etkisini mercek altına aldı. Analizde Türkiye'nin yumuşak güç unsurlarını etkin kullandığı belirtildi.
Türkiye'nin Balkan coğrafyasındaki tarihi, kültürel ve ekonomik varlığı, komşu ülke Yunanistan'da dikkatle izleniyor. Yunanistan'ın köklü gazetelerinden Kathimerini, yayımladığı kapsamlı analizde Türkiye'nin bölgedeki 'yumuşak güç' stratejilerini detaylandırdı. Gazete, Türkiye'nin eğitim, dini bağlar ve tarihi miras üzerinden kurduğu ilişkilerin, Balkanlar üzerindeki etkisini günden güne artırdığını ifade etti.
Analizde, Türkiye'nin Balkanlarda sadece ekonomik yatırımlarla değil, aynı zamanda kültürel diplomasiyle de varlık gösterdiği vurgulanıyor. Osmanlı döneminden kalan ortak mirasın, bugünkü ikili ilişkilerde bir köprü görevi gördüğü belirtilirken, Türk kurumlarının bölgedeki eğitim faaliyetlerinin yerel halk nezdinde ciddi bir karşılık bulduğu kaydediliyor. Türkiye'nin bu bölgeyi 'gönül coğrafyası' olarak tanımlaması, stratejik bir derinlik olarak değerlendiriliyor.
Türkiye'nin Balkanlarda uyguladığı dış politikanın temelinde, insani yardım projeleri, restorasyon çalışmaları ve eğitim bursları yer alıyor. Yunan basınına göre bu araçlar, Türkiye'nin bölgedeki nüfuzunu kalıcı kılıyor. Özellikle TİKA ve Yunus Emre Enstitüsü gibi kurumların faaliyetleri, Türkiye'nin bölgedeki varlığını sistematik bir yapıya kavuşturuyor. Bu durum, Yunanistan'ın bölgedeki stratejik çıkarlarıyla rekabet eden bir unsur olarak algılanıyor.
Yunanistan'ın bu gelişmelere yönelik ilgisi, sadece diplomatik bir gözlemden ziyade bölgesel bir güvenlik ve nüfuz endişesini de barındırıyor. Kathimerini'deki yazıda, Türkiye'nin Balkanlarda artan etkisinin, AB üyeliği sürecindeki ülkeler üzerindeki ağırlığını artırdığı ve bunun da Yunanistan'ın bölgedeki geleneksel ağırlığını dengelediği belirtiliyor. Bölgedeki ülkelerin Türkiye ile olan yakın ilişkileri, Atina'da yakından takip edilen bir konu olmaya devam ediyor.
Gelecekte Balkanlar'ın Avrupa Birliği ile olan ilişkilerinde Türkiye'nin rolünün daha da belirginleşmesi bekleniyor. Bölgedeki ülkelerin ekonomik kalkınma süreçlerinde Türkiye'nin sunduğu modeller, diğer bölgesel güçlerle olan rekabeti de kızıştıracaktır. Balkanlar'ın hem Avrupa'nın bir parçası olma hedefi hem de Türkiye ile olan derin bağları, bölgenin jeopolitik önemini artırmaya devam edecektir.
Özetle, Türkiye'nin Balkanlardaki yükselen grafiği, bölgesel aktörler tarafından dikkatle analiz ediliyor. Yunan basınının bu konuyu gündemde tutması, Türkiye'nin bölgesel bir güç olarak Balkanlar'daki varlığının artık görmezden gelinemeyecek bir gerçeklik olduğunu ortaya koyuyor. Diplomatik ve kültürel adımlar, bölgenin gelecekteki siyasi haritasında belirleyici olmaya devam edecektir.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.