
17 Ağustos Depreminin 27. Yılında Büyük Felaket Anılıyor
Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Yunan basınında, İsrail ile yürütülen savunma iş birliğinin ülkeyi stratejik bir tuzağa düşürdüğü yönündeki tartışmalar yoğunlaşıyor. Uzmanlar, İsrail'in savunma sistemlerinin Yunanistan'ın egemenlik alanındaki etkilerini sorguluyor.
Yunanistan ve İsrail arasında son yıllarda derinleşen savunma sanayii iş birliği, Atina'da ciddi bir siyasi tartışmanın fitilini ateşledi. Yerel basında çıkan analizlerde, İsrail ile yapılan anlaşmaların Yunanistan'ı bölgesel bir 'tuzağa' çektiği iddiaları yüksek sesle dile getirilmeye başlandı. Özellikle savunma sistemlerinin tedarik süreçleri ve bu sistemlerin operasyonel kontrolü üzerindeki soru işaretleri, kamuoyunda endişe yaratıyor.
Yunan basınında yer alan makalelerde, İsrail'in savunma teknolojilerinin Yunanistan'a yerleştirilmesinin bir 'Truva Atı' etkisi yaratabileceği öne sürülüyor. Analistler, İsrail menşeli hava savunma sistemlerinin teknik altyapısının, Yunanistan'ın savunma bağımsızlığını kısıtlayabileceğini ve dışa bağımlılığı artırabileceğini savunuyor. Bu durum, özellikle Ege ve Doğu Akdeniz'deki gerilimlerin tırmandığı bir dönemde, Atina'nın stratejik manevra alanını daraltan bir risk faktörü olarak görülüyor.
Savunma sistemlerine ayrılan devasa bütçelerin, Yunanistan ekonomisi üzerindeki baskısı da tartışmaların bir diğer ayağını oluşturuyor. İsrail'den temin edilen yüksek maliyetli askeri teçhizatın, ülkenin diğer kamu hizmetlerine ayrılan kaynaklardan kesinti yapılmasına neden olduğu belirtiliyor. Eleştirmenler, bu harcamaların uzun vadede Yunanistan'ın sürdürülebilir bir savunma politikası geliştirmesini engellediğini ve yalnızca belirli bir tedarikçiye göbekten bağlı bir yapı kurduğunu vurguluyor.
Yunanistan'ın bölgedeki güvenlik mimarisini yeniden şekillendirme çabaları, özellikle 2010'ların ortalarından itibaren hız kazandı. Geçmişte Türkiye ile denge politikası güden Atina, son on yılda İsrail ve Mısır gibi ülkelerle kurduğu çok taraflı savunma paktlarına ağırlık verdi. Ancak bu paktların her biri, zaman zaman bölgesel jeopolitik kırılmalarla karşı karşıya kaldı ve Yunanistan'ı beklenmedik diplomatik krizlerin içine çekti.
Önümüzdeki dönemde, Yunan hükümetinin bu eleştiriler karşısında nasıl bir tutum sergileyeceği merak konusu. Uzmanlar, Atina'nın savunma politikasında daha dengeli bir yol izlemesi gerektiğini, aksi takdirde iç siyasetteki kutuplaşmanın savunma stratejilerini felç edebileceğini öngörüyor. İsrail ile olan mevcut anlaşmaların gözden geçirilmesi veya daha şeffaf bir denetim mekanizmasına bağlanması, hükümet üzerindeki baskıyı hafifletebilecek temel adımlar olarak görülüyor.
Özetle, Yunanistan'ın İsrail ile olan savunma ortaklığı, hem askeri hem de siyasi açıdan bıçak sırtı bir dengeyi temsil ediyor. Atina, bir yandan modern teknolojiye erişim sağlamaya çalışırken, diğer yandan ulusal egemenliğini koruma zorunluluğuyla karşı karşıya kalıyor. Önümüzdeki süreçte bu tartışmaların, Yunanistan'ın dış politika rotasını nasıl etkileyeceği yakından izlenecek.
Yükleniyor...

Türkiye tarihinin en büyük acılarından biri olan 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin üzerinden 27 yıl geçti. Felaketin yıldönümünde hayatını kaybedenler hüzünle anılıyor.

Erzurum'un Oltu ilçesinde meydana gelen trafik kazasında, yoldan çıkan otomobilin devrilmesi sonucu 4 vatandaşımız yaralandı.

İsrail ordusunun, 15 Ağustos'ta gerçekleşen hava saldırılarının ardından Lübnan sınırında birkaç gün sürecek yoğun çatışmalara hazırlandığına dair bilgiler gündeme geldi.

Türkiye genelinde hissedilen sarsıntılar sonrası vatandaşlar AFAD'ın güncel verilerine odaklandı. 17 Ağustos 2026 itibarıyla son depremlerin merkez üsleri ve büyüklükleri mercek altına alınıyor.